Türkiye’nin savunma stratejisi, 2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program’da (OVP) daha da belirginleşti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından sunulan OVP’de, Millî Savunma Bakanlığı’na (MSB) ayrılan bütçe, 2026 yılına kıyasla yüzde 86 oranında, 1 trilyon 532 milyar 647 milyon liraya yükseldi. Bu artışın temelinde, mal ve hizmet alım giderleri yer alırken, uzman çevreler bu durumun “Eurofighter” anlaşmasıyla ilgili maliyetleri yansıttığını düşünüyor.
OVP’ye göre, MSB’nin 2027 yılına yönelik ödenek tavanı 936 milyar lirayı buluyor. Bu tutarın 61’i mal ve hizmet alım giderlerine, 501 milyarı ise personel giderlerine ayrılmış durumda. 2026 yılı bütçesinde bu oranlar farklı şekillerde dağıtılmıştı; mal ve hizmet alım giderleri personel giderlerinin altında kalıyordu. Bu denli büyük bir makasın oluşması, dikkatli bir şekilde değerlendirildiğinde, Cumhuriyet’in önde gelen uzmanlarının dile getirdiği “Eurofighter bedeli” olarak yorumlanmakta. İngiltere ile yapılan 20 Eurofighter savaş uçağı anlaşması, yaklaşık 350 milyar liraya denk geliyor ve bu anlaşmanın mali yükü, MSB bütçesinde önemli bir yer tutuyor.
Yılmaz, savunma sanayisinde kendi teknolojisini geliştiren ve ihtiyaçlarını karşılayabilen bir Türkiye hedefiyle, savunma harcamalarını yüzde 229 artırdığını duyurdu. Ancak bu yüzde, MSB’nin bütçesiyle birlikte, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve Savunma Sanayii Destekleme Fonu (SSDF) gibi diğer kurumların bütçelerini de içeriyor. SSB’nin bütçesi 2026’ya göre yüzde 39 artışla 2 milyar 158 milyon liraya yükselirken, SSDF’nin rolü ve finansmanı konusunda soru işaretleri devam ediyor. SSDF, 1985’te kurulmuş ve TSK’nin modernizasyonunu destekleme amacını taşırken, verilerinin gizlilik gerekçesiyle paylaşılmaması, Sayıştay raporlarında da dikkat çekiyor.
SSDF’nin gelir kaynakları arasında gelir vergisi, kurumlar vergisi, motorlu taşıtlar vergisi ve veraset vergisi yer alıyor. 2024 yılında toplam 215 milyar liranın toplanması, MSB’ye ayrılan kaynağın neredeyse iki katına denk geliyor. Ancak SSDF’ye ilişkin daha önceki yıllara ait veriler erişilememekte, fonun harcanma biçimi ve etkinliği hakkında kesin bir bilgi bulunmuyor. Bu durum, savunma harcamalarının artışındaki nedenlerin ve bütçenin gerçek kullanımının tam olarak anlaşılmasını zorlaştırıyor. Sonuç olarak, MSB bütçesindeki artış, bölgesel güvenlik dinamikleri ve NATO’nun yüzde 5 harcama hedefiyle birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin savunma politikalarının geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.