Türkiye ekonomisi, sürdürülemez bir borç ve faiz döngüsüne saplanmış durumda. Son açıklanan Hazine verileri, devletin kasasından milyarlarca liranın faiz ödemelerine gittiğini gösteriyor. Yılın ilk 8 ayında toplam faiz ödemesi 1 trilyon 914 milyar lirayı aşarak, ekonomide ciddi bir yük oluşturuyor. Bu durum, ülke ekonomisinin uzun vadeli sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
Ağustos ayındaki nakit akışları, bu endişeleri daha da derinleştiriyor. Gelirler 1 trilyon 677 milyar 104 milyon lira seviyesine ulaşırken, harcamalar 1 trilyon 627 milyar 288 milyon lira olarak kaydedildi. Bu açığın, sadece kısa vadeli bir çözüm olarak değerlendirilen 49 milyar 816 milyon liralık nakit fazlası, bütçedeki yapısal sorunları ortadan kaldırmakta yetersiz kaldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın faiz ödemeleri, bütçenin yaklaşık %17.39’unu oluşturarak, kaynakların etkin kullanımını ciddi şekilde etkiliyor.
Bakanlığın, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) aktarması gereken devlet katkısı ödemelerinde yaşanan gecikmeler, durumu daha da kritik hale getiriyor. Yasa gereği ödenmesi gereken 633.5 milyar liralık katkı, sadece 254.5 milyar lirada kaldı. Bu durum, SGK’nın finansal yükünü artırırken, Hazine’nin ‘yapay bir bütçe fazlası’ imajı yaratmasına neden oluyor. Bu strateji, uzun vadede ciddi mali sorunlara yol açabilir.
Yeni Orta Vadeli Program (OVP), faiz giderleri konusunda da alarm zillerini çalıyor. 2027 yılı için yapılan 3.04 trilyon liralık tahmini, yeni programda 3.98 trilyon liraya yükseltildi. Bu %30.8’lik artış, bütçenin geleceği için büyük bir risk oluşturuyor ve ekonomistler, bu sapmanın ciddi sonuçları olabileceği konusunda uyarıyor. Bu gelişmeler, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu zorlu sınavların bir göstergesi niteliğinde.