NATO Zirvesi’nin ardından Ankara’da yapılan kamu harcamaları, gözleri yeniden finansal detaylara çekti. Zirve hazırlıkları sürecinde belirlenen bütçelerin, sözleşmelerde ve EKAP kayıtlarında yer alan gerçek miktarlarıyla karşılaştırılması, sürpriz maliyetlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Panoların kaldırılması için ayrılan 181 milyon 468 bin lira, bu ilk etapta yapılan harcamaların sadece bir kısmını oluşturuyordu. Ardından, panoların sökülmesi ve bastırılmasının engellenmesi için 16 milyon 964 bin 852 TL daha ödenerek toplam maliyet 198 milyon lirayı aştı.
Bu süreçte, sadece panoların kaldırılmasıyla ilgili yapılan harcamaların ötesinde, beklenmedik giderler de gözlem altına alındı. Konuklar için tahsis edilen otobüslerin dış kaplaması için 8 milyon 446 bin TL harcandı. Jandarma ise NATO Zirvesi’nde kullanılan eğitimli köpekler için gerekli malzemeleri satın almak üzere 284 bin TL ödemişti. Ayrıca, jandarma ve polis araçlarına NATO logosu ve kaplamalar yaptırılması için 654 bin 864 TL harcandı. Bu harcamalar, zirve hazırlıklarının sadece bir kısmını temsil ediyordu.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Cumhurbaşkanlığı talimatıyla düzenlediği 19 Haziran’daki ihalenin toplam bedeli 155 milyon 958 bin 588 TL olmuştu. Ancak, ihale sonrasında yapılan bazı düzenlemeler ve temizlik operasyonu, Ankara’nın farklı bölgelerinde gözlem altına alınan durumları gün yüzüne çıkardı. Özellikle, güvenlik gerekçeleriyle boşaltılan otellerdeki lüks mağazalara, güvenlik tedbirlerinden olumsuz etkilenmeleri nedeniyle tazminatlar ödenmesi gerektiği belirlendi. Gazeteci Saygı Öztürk’ün SÖZCÜ TV’deki yorumuna göre, bu tür ödemeler, güvenlik önlemlerinin ekonomik açıdan ne denli maliyetli olduğunu gözler önüne seriyordu.
Panoların kaldırılmasıyla birlikte, uzun süredir gizlenmeye çalışılan bazı yapılar da ortaya çıktı. Bu durum, NATO Zirvesi’nin Ankara üzerindeki etkilerinin, sadece kamu harcamalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda şehrin sosyal ve ekonomik yapısını da derinden etkilediğini gösteriyordu. Bu olay, Ankara’daki esnafın yaşadığı zararları ve konuk liderlerin ağırlanmasıyla ortaya çıkan lüks tüketim alışkanlıklarının, şehrin geleceği için önemli bir sorgulama noktası oluşturuyordu.”}