Türkiye ekonomisinin yapısal değişimi, son yıllarda yeni bir yönetim biçimiyle birlikte hız kazanırken, bu dönüşümün yan yönleri de gözler önüne seriliyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yayınlanan 2025 Yılı Genel Faaliyet Raporu, faiz harcamalarının olağan dışı yükselişini ortaya koyarak, ekonomideki dengesizliklere işaret ediyor. Rapor, sistemin başladığı 2018’den itibaren faiz ve bütçe arasındaki ilişkiyi çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Rapor, 2018’de bütçeden faize ayrılan payın sadece yüzde 8.9 olduğu dönemde, bu oranın yıl yönetiminin ilerleyen yıllarında yüzde 14’e, hatta 2026’nın ilk 5 aylık döneminde yüzde 17.2’ye yükseldiğini gösteriyor. Bu artış, bütçe kaynaklarının önemli bir kısmının faiz ödemelerine kaydırılması anlamına geliyor. Bu durum, kamu hizmetleri, yatırımlar ve ekonomik kalkınma gibi alanlarda ciddi eksikliklere yol açma potansiyeli taşıyor.
Raporun dikkat çeken bir diğer noktası ise, bu artışın nedenlerinin kamuoyuna açık bir şekilde paylaşılmaması. Strateji ve Bütçe Başkanlığı, karşılaştırmalı analizler yaparak durumu meşrulaştırmaya çalışırken, 2002 yılındaki verilerle 2025 yılındaki oranları karşılaştırması, asıl sorunun kaynağını gizlemeye yönelik bir strateji olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, ekonomik sorunların kökenine inilmesini ve çözüm önerilerinin geliştirilmesini engelliyor.
Veriler, faiz harcamalarının 2018’deki yüzde 8.9’luk seviyeden 2025’teki yüzde 14’e yükselmesinin ardındaki nedenlerin detaylı bir şekilde açıklanmadığını gösteriyor. Bu durum, ekonomideki risklerin ve belirsizliklerin artmasına katkıda bulunuyor. Bu artışın, ekonomik politikaların sonuçları, bütçe yönetimi stratejileri ve faiz politikasının etkileri gibi kritik konularla bağlantılı bir analizinin yapılması gerekiyor.