Dünya ekonomisinin nabzında değişen petrol fiyatları, Türkiye’nin tarım sektörünü de derinden etkiliyor. Brent petrolün varil fiyatındaki dalgalanmalar ve Orta Vadeli Program’da (OVP) belirlenen hedeflerle gerçekleşen artışlar arasında büyük bir uçurum oluştu. Bu durum, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişle birleşince, özellikle Ekim ayı için kritik bir dönemin kapısını açıyor. Motorin fiyatları, 100 lirayı aşarak tarımdaki girdi maliyetlerini katlayacak ve ülke ekonomisi üzerinde de ciddi sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyor.
İstanbul’un farklı bölgelerinde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en verimli topraklarında motorin fiyatları rekor seviyeye ulaşıyor. Elazığ, Muş ve Şırnak gibi bölgelerde litre başına 98.48 lira ile tavan yapmış durumda. Konya’nın tahıl ambarı kimliğiyle de 98 lirayı aşan fiyatlar, çiftçinin ekim kararlarını doğrudan etkileme riskini artırıyor. Bu durum, çiftçinin tarlayı sürme ve ekme dönemine başlamasını zorlaştırırken, tarımsal üretimin geleceği için ciddi bir soru işareti oluşturuyor.
Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kapıkıran, hükümetin mazot ve gübre desteklerini yeniden düzenlemesinin iyi niyetli bir adım olduğunu belirtirken, mevcut desteklerin çiftçinin gerçek maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığına dikkat çekiyor. Bu yıl için belirlenen temel desteğin taban fiyatı olan 310 lira, dekar başına verilen mazot ve gübre desteğini (403 lira) sadece 4 litrelik mazot kullanımına denk getiriyor. Bu durum, çiftçinin ekim maliyetlerinin önemli bir bölümünü karşılayamamasına neden oluyor. Kapıkıran, üreticinin borçtan kurtarılıp yeniden üretebilir hale getirilmesi gerektiğini ve TMO’nun buğday alım fiyatlarını güncel maliyetlere göre revize etmesi gerektiğini vurguluyor.
Ekim ayı, tarım için en yoğun dönemlerden biri. Mazot ve gübre ihtiyacı en yüksek olan bu ayda, fiyatlardaki artış çiftçinin ekim planlarını ciddi şekilde etkileme riskini artırıyor. Bu nedenle, hükümetin acil olarak devreye alınacak özel bir destek paketi ile çiftçinin moralini yükseltmesi ve tarlaların suskunlaşmasını önlemesi büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, önümüzdeki yıllara yansıyabilecek bir tarım krizi yaşanması kaçınılmaz olabilir.