Savaşın ilk haftalarında yaşanan karmaşanın ardından Pentagon, İran'ın gerçekleştirdiği sarsıcı operasyonlara ilişkin ilk resmi değerlendirmesini yayınladı. 28 Şubat ile 30 Haziran arasındaki kritik dönemde yapılan detaylı analiz, ABD güçlerinin operasyonel yapısında köklü değişikliklere yol açan yıkıcı etkileri gözler önüne seriyor. Raporda, İran'ın hedef aldığı üslerin sayısı ve bu üslerde meydana gelen hasarların ciddiyeti dikkat çekici boyutlarda yer alıyor.

Rapor, özellikle Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün'deki ABD üslerine yönelik saldırıları detaylı bir şekilde aktarıyor. Bu saldırılar sonucunda yüzlerce bina ve yapının yıkıldığı, askeri materyallerin imha edildiği ve ABD'nin kritik mühimmat stoklarının neredeyse tamamen tükettiği belirtiliyor. Bu durum, operasyonel stratejide acil bir dönüşüme neden olarak, ABD'nin bölgedeki varlığını yeniden şekillendirmesine zemin hazırladı.

CENTCOM komutanlığı, İran ve desteklediği milis grupların saldırılarına karşı önlem almak amacıyla personel, ekipman ve depolama tesislerini güvenli bölgelere taşımış durumda. Bu süreçte, tıbbi tahliye helikopterlerinin Irak ve Kuveyt gibi bölgelerden çekilmesi, tıbbi operasyonların kara yolu üzerinden yerel tedavi merkezlerine kaydırılmasıyla desteklenmiş. Ayrıca, deniz gücünün Bahreyn'deki bölgesel merkezinin hasar görmesi, deniz operasyonları için deniz üsleri ve destek limanları kurma konusunda ciddi zorluklar yaratarak, ikmal döngülerini 14 ila 18 güne uzatmış. Bu durum, Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia adasının stratejik bir deniz lojistik merkezi olarak ön plana çıkmasına neden oldu.

Saldırılar, sadece askeri tesislere değil, ABD diplomatik temsilciliklerine de yöneldi. Riyad'daki Büyükelçilik ve Dubai'deki Konsolosluğu hedef alan drone saldırıları, yaklaşık 184 milyon dolarlık bir hasara yol açtı. Kuveyt Büyükelçiliği'nin operasyonları askıya alması ve ardından acil durum operasyonlarına yeniden başlaması, bölgedeki güvenlik durumunun ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Rapor, aynı zamanda, ABD diplomatik görevlilerinin çoğunun bölgeden uzaklaştırılması ve operasyonların kısıtlı bir hale getirilmesiyle ilgili bilgileri de içeriyor. Bu durum, diplomatik varlığın azaltılması ve bölgedeki faaliyetlerin yeniden değerlendirilmesi sürecini tetikledi.