Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) yaşanan ve küresel sağlık endişelerini artıran Ebola salgını, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) raporlarına göre, kapsamlı müdahale çalışmalarına rağmen kontrol altına alınmakta zorlanıyor. Epidemiyoloji ve Müdahale Analizi Birimi Başkanı Olivier le Polain, salgının hızla genişleyerek, ülkede 7 eyalette 62 sağlık bölgesinde 7 bin 200 vaka ve 3 bin 475 ölümle sonuçlandığını açıklandı. Müdahalelerin ölçeği ne kadar büyük olursa olsun, salgının yayılma hızı, uluslararası uzmanların dikkatini yoğun bir şekilde çekiyor.
Salgının başından itibaren yalnızca 4 ay içinde ortaya çıkan bu durum, epidemiyolojik verilerin karmaşıklığını gözler önüne seriyor. DSÖ'nün verilerine göre, Ituri eyaletinde, bulaşma oranlarının kısmen azaldığına dair ilk işaretler görülse de, aynı hafta yaklaşık 300 yeni vaka ve 160 ölüm kaydedildi. Bu, ülke genelindeki vaka sayısının %48'ine tek denk geliyor ve salgının kontrol edilemez bir şekilde ilerlediğini açıkça gösteriyor. Özellikle Kuzey Kivu eyaletinde, vaka sayıları son iki haftada neredeyse iki katına çıkarak haftada 100'den 200'ün üzerine yükseldi. Bu durum, salgının en yoğun olduğu bölgelerden biri olan Beni ve çevresindeki Butembo-Katwa bölgesini de kapsıyor.
Diğer eyaletlerdeki durum ise nispeten daha istikrarlı seyretse de, Güney Kivu'da mayıs sonundan beri yeni vaka tespit edilmediği bilgisinin, salgının genel eğilimini değiştirmesi beklenmiyor. KDC hükümeti, salgınla mücadelede uluslararası desteğini sürdürürken, DSÖ de hastalık izleme, yatak kapasitesinin artırılması, klinik yönetim, lojistik ve enfeksiyon önleme gibi müdahale sürecinin tüm aşamalarında KDC'ye destek vermeyi taahhüt ediyor. Bu destek, salgınla mücadele için uzun vadeli bir strateji olarak değerlendiriliyor.
Ebola virüsünün ilk salgınları 1976'da Sudan'da ve KDC'nin Yambuku köyünde yaşanmıştı. Daha sonra, 2013'te Batı Afrika'da ortaya çıkan ve Gine, Liberya ve Sierra Leone'yi etkileyen salgın, 2014-2017 yılları arasında 30 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştu. Şu anda, mayıs ayında ortaya çıkan “Bundibugyo” türüne karşı henüz bir tedavi veya aşısı bulunmuyor, bu da salgının kontrol altına alınmasının önündeki en büyük engel olarak karşımıza çıkıyor. Salgının yayılmaya devam etmesi, küresel sağlık güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor ve uluslararası işbirliğinin daha da önemini vurguluyor.