İngiliz Köle Tacirleri Sicili projesi, İngiltere’nin kölelik tarihine dair alışık olmadığımız bir bakış açısı sunuyor. Bu kapsamlı araştırma, 1563 ile 1807 yılları arasındaki döneme aydınlatı getirerek, 13.000’in üzerinde ismi ve yüzlerce kuruluşu listeliyor. Bu veri havuzu, o dönemde köle ticaretiyle uğraşanların tam bir portresini çiziyor. Araştırmacılar, bu çalışmayı, bu alanda gerçekleştirilen en detaylı inceleme olarak kabul ediyor. Bu bulguların, İngiliz tarihine ve imparatorluğun karmaşık yapısına dair önemli soruları gündeme getirdiği açıkça görülüyor.

Lancaster Üniversitesi’nde görevli tarihçi Dr. Nicholas Radburn, British Library’deki şirket arşivlerini incelemesi sırasında, Güney Denizi Şirketi’nin logosunun altında yer alan bir taç görüntüsüne rastladı. Bu, 1711’de kurulan Güney Denizi Şirketi’nin kimliğini temsil eden ve binlerce köleleştirilmiş Afrikalıyı ticarete konu eden bir amblemdi. Radburn, bu keşfin, o dönemde köle ticaretinin ne kadar yaygın ve devletin yönetiminden bağımsız bir şekilde yürütüldüğünü gösterdiğini vurguluyor. ‘Enstrümanlar Sicili’ adı verilen, sıradan isimlere sahip bir ciltte yer alan bu amblemi bulması, tarihçiler için büyük bir sürpriz oldu.

Radburn’ın araştırmaları, şirketin yöneticilerinin İspanyol Amerika’sındaki köle tacirlerine gönderdiği mektuplarla daha da derinleşti. Bu mektuplar, köle ticaretinin detaylı operasyonlarını anlatıyor ve köleleştirilenlerin sol omuzlarından amblemle işaretlenmesinin, şirketin kölelerini diğerlerinden ayırarak kimliklerini belirlemek amacıyla yapıldığını ortaya koyuyor. Şubat 1714’e ait bir mektup, Londra merkezli yöneticilerin Amerikalılarda köleleştirilenlere karşı işlenen şiddete bizzat katıldıklarını açıkça gösteriyor. Bu, monarşinin köle ticaretine olan doğrudan ve açık desteğini kanıtlayan çarpıcı bir bulgu.

King’s College London’dan Prof. William Pettigrew, monarşi ile kölelik arasındaki ilişkiyi vurgulayarak, “Monarşi ile kölelik arasında sadece bu brutal damganın değil, her türlü bağlantının bulunduğunu” belirtiyor. Kral I. Charles dönemindeki olaylar, monarşinin en düşük seviyesine indiğini hatırlatıyor. Pettigrew, kraliyet ailesi üyelerinin transatlantik köle ticaretine yatırım yaparak monarşiyi, maliyesini ve itibarını yeniden başlattığını ifade ediyor. Monarşi kurumunun, günümüzde İngiliz yaşamının önemli bir parçası olduğunu ve bu kurumun yüz yıllar öncekiyle aynı olduğunu vurgulayan Pettigrew, bu bulguların İngiliz tarihine dair önemli dersler verdiğini belirtiyor.”} attı. Buckingham Palace’tan yapılan açıklamada, Kral Charles’ın kölelik meselesi hakkında daha büyük bir anlayışı teşvik etme ve günümüz topluluklarının yararı için tarihi yanlışları ele almanın yollarını bulma konusundaki kişisel ve yürekten taahhüdünün defalarca dile getirildiği belirtildi. 2024 yılında hikayeyi birleştirmesine yardımcı olan mektupların, şirketin yöneticisinden İspanyol Amerikası'ndaki köle tacirlerine gönderildiğini açıklayan Radburn, bu mektupların köle ticaretinin nasıl yürütüleceğine dair çok ayrıntılı talimatlarla dolu olduğunu hatırlattı. Bu da, monarşinin kölelikle olan karmaşık ilişkisinin derinliklerini ortaya koyuyor.