Türkiye’nin dört bir yanındaki okullarında yeni bir eğitim yılı, alışılmadık bir şekilde iki kat güvenlik önlemiyle başladı. Okulların girişlerinde görevlendirilen dedektörler, öğrencilerin okul bahçesine girmesini engellese de, ders hayatının temel unsuru olan kitapların eksikliği, eğitim sürecini ciddi şekilde aksatıyor. Bu durum, öğrenciler ve öğretmenler için büyük bir beklenti ve endişe yaratırken, bakanlık yetkililerinin bu aksaklığın giderilmesi konusunda hızlı adımlar atması bekleniyor.

İlk günün şaşırtıcı atmosferi, İstanbul, Mersin, Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Bursa gibi şehirlerdeki okullarda yaşanan kitap dağıtımındaki ciddi sorunlarla birleşti. Özellikle ortaokul ve lise düzeylerinde kitapların büyük ölçüde ulaştırılamadığı, bazı sınıflarda 4. sınıf matematik ve hayat bilgisi kitaplarının bile bulunamadığı öğrenildi. Bu durum, eğitimcilerin öğrencilere alternatif öğrenim yöntemleri uygulamasına neden olurken, öğrenciler arasında bilgi açığı oluşmasına yol açtı.

Deprem bölgesinde etkisini gösteren bu aksaklığın en yoğun hissedildiği yerlerden biri Hatay oldu. Uzun bir süre konteynerlerde eğitim gören öğrenciler için yeni binaların açılmasıyla birlikte kitap ihtiyacı daha da arttı. Şu anda konteynerlerde eğitim veren üç okulda, İngilizce, matematik, fen bilgisi ve hayat bilgisi kitaplarının bazı sınıflarda bulunmaması, öğrencilerin eğitimlerine olumsuz etki yaratma potansiyeli taşıyor. Bu durum, deprem felaketinin yarattığı travmayı daha da derinleştirme riskini barındırıyor.

<

Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, kitap dağıtımındaki plansızlığa sert tepki göstererek, bakanlığın ‘yeni eğitim yılına hazırız’ sözünün ilk gün boşa çıktığını vurguladı. Özbay, ders kitaplarını zamanında basıp okullara eksiksiz ulaştırmanın bakanlığın temel görev olduğunu belirterek, bu aksaklığın sadece bir dağıtım sorunu değil, aynı zamanda eğitimi planlayamayan ve yönetemeyen bir siyasi anlayışın sonucunu ifade ettiğini savundu. Ayrıca, inşaat çalışmalarının devam ettiği okullarda eğitim-öğretimin başlatılmasını ‘basiretsizlik’ olarak değerlendirdi.