Kudüs Valiliği, Doğu Kudüs’te Mescid-i Aksa’nın doğu duvarına bitişik Rahmet Kapısı (Babu'r Rahme) Kabristanı'nda, Yahudi ibadetlerinin yoğunlaşmasıyla ortaya çıkan yeni bir durumla ilgili ciddi uyarılar yayınladı. Son dönemde yaşanan olaylar, kutsal mekanın geleceği ve bölgedeki dini hassasiyetler açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Valiliğin açıklamaları, İsrail’in bu alanda gerçekleştirdiği faaliyetlerin, Mescid-i Aksa’nın kimliğine ve kullanım amacına yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor.

Valilik, son haftalarda işgal altındaki topraklara giren İsraillilerin, sadece dini ritüellerle sınırlı kalmayıp, Mescid-i Aksa’yı sürekli bir Yahudi ibadet merkezi olarak kullanmaya yönelik bir strateji izlediğini vurguluyor. Bu durum, özellikle Rahmet Kapısı’na odaklanan ve burayı sürekli Yahudi ibadet alanı olarak kullanma çabalarını, büyük bir endişeyle takip ediliyor. İsraillilerin, Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınları ve Süleyman Mabedi’ni inşa etme amacıyla kurdukları grupların, Rahmet Kapısı’na özel bir önem atfederek, kutsal mekanın hassas dengesini sarsmaya yönelik eylemlerine dikkat çekiliyor.

Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, İsrail’in bu faaliyetlerini, Mescid-i Aksa’nın kimliğinde ve kullanımında herhangi bir değişiklik yapma girişimi olarak değerlendiriyor. İsrail’in, kutsal mekan üzerinde hiçbir egemenliğe sahip olmadığını ve Mescid-i Aksa’nın geleneksel statüsünü koruma sorumluluğu taşıdığını savunuyor. Valiliğin verilerine göre, dün 593 kişi, Roş Aşana bahanesiyle Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi. Bu baskınlar, kutsal mekanın güvenliğine ve Müslümanların ibadet hakkına yönelik ciddi bir ihlal olarak kabul ediliyor.

Bu gelişmeler, İsrail içindeki ultra-Ortodoks Yahudi din adamlarının da Mescid-i Aksa’ya Yahudilerin girmesinin dinen yasak olduğunu savunmasıyla daha da karmaşık hale geliyor. Bu durum, bölgedeki hassas dengeyi koruma ve kutsal mekanın geleceğini güvence altına alma konusunda uluslararası toplumun daha da aktif rol oynamasını gerektiriyor.