Türkiye’nin en yüksek zirvesi Ağrı Dağı, coğrafi hassasiyetleriyle her zaman gözde bir araştırma alanı olmuştur. Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Kaya, son araştırmaları ve uydu verileriyle Ağrı Dağı’nın buzullarının giderek zayıfladığını ve bölgede benzer felaketlerin tekrar yaşanma potansiyelini gösterdiğini bilim insanlarına ve yetkililere duyuruyor. Özellikle Nepal’de yaşanan büyük sel felaketi, buzulların küçülmesinin küresel bir sorun olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’ndeki açıklamalarında Prof. Dr. Kaya, 1840 yılında Ağrı Dağı’nın kuzeydoğu eteklerinde, ‘Cehennem Deresi’ olarak bilinen Ahura Vadisi’nde meydana gelen yıkıcı bir olayı hatırlatarak, o dönemde yaşanan benzer sel felaketinin, günümüzdeki buzulların zayıflamasının bir göstergesi olduğunu vurguladı. Bilim insanları arasında hala tartışmalı olan bu olayın, deprem ve volkanik hareketliliğin etkisiyle oluşan çamur akıntısı sonucu meydana geldiği düşünülüyor. 8’inci yüzyıldan beri var olan Ahura köyü, bu felaketin ardından yeniden inşa edilmiş olsa da, köyün hikayesi, o vadideki jeolojik dengenin hala tam olarak sağlanmadığının ve buzulların riskli bir durumda olduğunu gösteriyor. Köydeki sakinlerin hikayesi, afetle iç içe geçmiş kültürel bir hafızanın somut örneğini oluşturuyor.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, aynı vadide 2021 yılında ve 2026’da da benzer çamur-heyelan akıntılarının yaşandığını ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle yaz aylarında vadide ve Ağrı Dağı çevresindeki diğer vadelerde tekrar eden bir örüntüyü işaret ediyor. 30 Temmuz 2026’da yaşanan ve basında geniş yer bulan olayda, dağdan kopan buz kütlesi, bölgede çamurlu sel ve taşkınlara neden olmuş. Bu tür ani buzullanma kaynaklı akıntılar, o vadideki dengenin tam olarak kurulmadığının ve zirvedeki buz kütlesinin halen izlenmesi gereken bir risk taşıdığının kanıtı olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, bu tür hareketlilerin, buzulların sessiz bir şekilde zayıfladığını ve eridiğini gösterdiğini belirtiyor.

Prof. Dr. Faruk Kaya, Ağrı Dağı’nın zirvesini kaplayan takke buzulunun da küresel ısınmanın etkilerini yaşadığını ve buzul alanlarının küçüldüğünü vurguluyor. Uydular aracılığıyla yapılan ölçümlere göre, buzulun alanı 1900’lü yılların başında 15 kilometre kare iken, günümüzde yaklaşık 5 kilometre kareye düşmüş durumda. Geçmişte buzul yalakları ve vadileri, 3 bin 600 metreye kadar inmişken, günümüzde neredeyse 4 bin 900 metreye çekilmiş. Bu durum, buzulların zayıflamasının ve gelecekte daha büyük felaketlere yol açabileceğinin işaretidir. Bu nedenle, bu buzulların sürekli olarak izlenmesi, risklerin değerlendirilmesi ve önleyici tedbirlerin alınması büyük önem taşıyor. Özellikle vadilerdeki ve dere yataklarındaki yerleşim yerlerinin tahliyesi gibi önlemlerin alınması gerekiyor.