Sağlık sektörü uzmanları, Türkiye’de lenfoma vakalarının dünya ortalamasının oldukça üzerinde olduğunu gösteren yeni verileri değerlendirirken, 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü’nü de hatırlatıyor. İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Kadri Yamaç, bu durumun farkındalık yaratmanın ve erken teşhisin önemini artırmanın bir fırsat olduğunu vurguluyor. Lenfoma, bağışıklık sisteminin anormal bir şekilde çoğalan hücrelerden oluşan bir hastalıktır ve farklı türleri bulunur. Türkiye’de lenfoma görülme sıklığının dünya ortalamasının üzerinde olması, bu hastalığa karşı daha dikkatli olunması gerektiğinin bir göstergesi.

Veriler, Hodgkin dışı lenfoma vakalarının dünyada her 100 bin kişiden yaklaşık 5,4’ünde görüldüğünü gösterirken, Türkiye’de bu oranın yaklaşık 6,8’e yükseldiğini ortaya koyuyor. Bu artış, Türkiye’de lenfoma riskinin dünya ortalamasının yaklaşık yüzde 25 daha yüksek olduğunu işaret ediyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2020 kayıtlarına göre lenfoma vakalarının erkeklerde daha fazla görüldüğünü belirtmek önemli. Toplam 7 bin 39 vakanın 4 bin 129’unun erkek, 2 bin 910’unun ise kadın olduğunu gösteriyor. Bu da vakaların yaklaşık yüzde 59’unun erkekler, yüzde 41’inin kadınlar tarafından oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bu istatistikler, lenfoma riskini azaltmak için önleyici tedbirlerin alınmasının önemini vurguluyor.

Lenfoma belirtileri genellikle hafiftir ve ilk başta fark edilmeyebilir. En sık karşılaşılan belirtilerden biri, boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde ortaya çıkan lenf bezi büyümesidir. Bu şişlikler genellikle ağrısızdır ve zamanla büyüyebilir. Ancak, her lenf bezi büyümesi lenfoma anlamına gelmez; enfeksiyonlar, en sık nedenler arasında yer alır. Ayrıca, Prof. Dr. Yamaç, açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemesi, son 6 ayda istemsiz kilo kaybı, uzun süren halsizlik, kaşıntı, nefes darlığı, öksürük, karında şişlik veya erken doyma gibi belirtilerin de dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.