Galatasaray Meydanı’nda, 1995 yılından beri devam eden, kayıp yakınlarının sessiz protestoları 1120. haftasını kutladı. Bu eylemde, 12 Eylül döneminde işkenceye uğrayarak, katledilerek veya gözaltında kaybolan bireylerin aileleri, faillerin yargılanması ve sorumluların hesap vermesi taleplerini bir kez daha dile getirdi. Meydanın duvarları, kayıp yakınlarının ifadeleri, karanlık dönemde yaşanan insan hakları ihlalleri ve adaletsizlikler üzerine yazılan mesajlarla doluydu.

Cumartesi Anneleri, 12 Eylül askeri darbesinin 46. yıl dönümünü, işkencenin, ölümlerin ve faili meçhul cinayetlerin gözyaşlarıyla kutladı. Aileler, devletin hukukun üstünlüğünü ihlal ettiği, insan hayatını ve özgürlüklerini yok ettiği bir dönemde kaybettikleri yakınlarını anarak, bu karanlık dönemin asla unutulmayacağını vurguladı. ‘İnkâr ve cezasızlık’ anlayışının, demokratikleşmenin önündeki en büyük engel olduğunu ve bu nedenle hesaplaşmanın yapılması gerektiğini savundu.

Eylemin odak noktası, 1994 yılında Ankara Dikmen’de gözaltına alınan 35 yaşındaki Kenan Bilgin’in akıbeti oldu. Bilgin, terörle mücadele kapsamında gözaltına alınmış, ardından Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürülmüştü. Ailesi ve avukatları, Bilgin’in bulunması ve akıbetinin ortaya çıkarılması için yoğun çaba göstermiş, İnsan Hakları Derneği’nin desteğiyle kamuoyuna başvuruda bulunmuştu. Ancak Ankara Emniyeti, Bilgin’in gözaltına alındığını reddetmiş, soruşturma başlatılmamıştı. 11 tanık, Bilgin’in Emniyet Müdürlüğü’nde işkence gördüğünü ve hücrede tutulduğunu doğrulayan ifadelerde bulunmuştu. Aile, savcılığa başvursa da, soruşturma engellenmiş, savcı Selahattin Kemaloğlu görevden alınmış ve ardından soruşturmayı devralan Özden Tönük, ailenin ve tanıkların taleplerini görmezden gelmişti.

Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’ndaki bu sessiz protestosu, 12 Eylül döneminde yaşanan insan hakları ihlallerinin ve cezasızlığın, Türkiye’nin demokratikleşme sürecindeki en büyük engel olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kayıp yakınlarının yılmaz çabaları, adalete ulaşma ve geçmişin karanlık sayfalarını aydınlatma umudunu canlı tutuyor.”}p>