Eğitim arenası PISA, bu sefer sadece bir sonuç açıklamasıyla değil, aynı zamanda iddialarla dolu bir tartışma başlatarak Türkiye’nin eğitim dünyasında yankı uyandırdı. OECD tarafından yayınlanan 2025 PISA sonuçlarında matematik, fen ve okuma alanlarında elde edilen önemli artış, sınava dahil olan öğrencilere özel eğitimler verilip verilmediği konusundaki soruları da beraberinde getirdi. Bu durum, eğitim camiasında ‘seçilmiş öğrencilere özel hazırlık’ algısının güçlenmesine neden oldu.

PISA sınavının temel amacı, ülkelerin eğitim sistemlerinin genel bir haritasını çıkarmak ve öğrencilerin bilgi düzeylerini uluslararası bir ölçekte karşılaştırmaktır. Ancak, Türkiye’nin bu sınavda gösterdiği başarı, bazı kesimler tarafından sınav hazırlıklarının yoğunluğunun artmış olabileceği şeklinde yorumlandı. Bu yorum, özellikle PISA’ya katılan öğrencilere özel eğitim programlarının uygulanıp uygulanmadığı sorusunu gündeme taşıdı. Bu tür iddialar, sınavın adil ve objektif bir değerlendirme aracı olarak algılanmasını zedeleyebilir.

Konuya ilişkin ilk değerlendirmeler, eğitim uzmanları ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev yapmış isimler tarafından yapıldı. Prof. Dr. Erhan Erkut gibi önde gelen isimler, PISA’nın amacının ülkedeki eğitim sisteminin mevcut durumunu resmetmek olduğunu vurgulayarak, sınav öncesinde öğrencilere özel bir eğitim verilmesinin, sınavın temsil gücünü azaltacağını savundu. Erkut, öğrencilerin farklı eğitim seviyelerinden gelmelerinin ve sınavın genel eğitim sistemini yansıtmasının önemine dikkat çekti. Bu yaklaşım, sınavın sadece belirli bir öğrenci grubunun becerilerini ölçmek yerine, geniş bir öğrenci kitlesi üzerinde bir değerlendirme yapmasını hedeflemektedir.

<

Tartışmalar, MEB’de geçmişte Yönetimi Değerlendirme ve Geliştirme Daire Başkanlığı görevini yürütmüş Dr. Kadir Çetin’in de dahil olmasıyla daha da derinleşti. Çetin, PISA süreçlerinde öğrencilerin sınava özel hazırlanmasının, 2025’teki hazırlıkların daha yoğun yürütüldüğünü ve bu durumun 2018 ve 2022 yıllarında da benzer uygulamalara işaret ettiğini belirtti. Çetin’in iddiaları, bazı okulların internet sitelerinde yayımlanan ve daha sonra kaldırılan özel hazırlık programlarıyla ilgili duyurularla desteklendi. Bu durum, sınavın adil ve şeffaf bir şekilde yürütülüp yürütülmediği konusunda soru işaretleri yaratmaktadır. PISA’nın eğitim sistemine bir ‘ayna’ gibi hizmet etmesi gerektiği vurgulanan bu tartışmalar, Türkiye’nin eğitim stratejilerini yeniden gözden geçirme ihtiyacını da beraberinde getirebilir.