Özgür Özel'in yaklaşımındaki bazı varsayımlar, toplumun derinlerde yatan bir gerilimi anlamakta yetersiz kalmaktadır. Gazeteci Fatih Altaylı'nın dikkat çektiği gibi, muhalif kesimdeki duygusal yoğunluk, Özel'in algıladığından katbekat farklılık göstermektedir. Seçmenlerin Kılıçdaroğlu'na yönelik hissi, sadece siyasi bir tepkinin ötesine geçerek, bir tiksinti ve hayal kırıklığı duygusunu içermektedir.

Özel'in Kılıçdaroğlu'na karşı sergilediği 'kibar' tavır, muhalif seçmenlerin gözünde bir anlam ifade etmemektedir. Bu durum, seçmenin yıllardır beslediği öfke ve nefretin, Özel'in yaklaşımının bir çözüm sunmadığını, aksine bu duyguları daha da körüklediğini göstermektedir. Seçmenin, Kılıçdaroğlu'na karşı hissettiği 'kayyum' algısı, Özel'in bu algıyı görmezden gelmesini birer yanlışlık olarak değerlendirmesine neden olmaktadır.

Altaylı'nın öne sürdüğü senaryo, iki farklı cumhurbaşkanı adayı sunulduğunda ortaya çıkacak sonuçları çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır: Erdoğan, muhalif seçmenlerin desteğini açık ara kazanacaktır. Bu durum, sadece uzun süredir Erdoğan'a karşı olanların oy kullanmasıyla değil, aynı zamanda 'kayyum' hissinin yoğunluğuyla da şekillenmektedir. Bu his, seçmenlerin, Kılıçdaroğlu'na karşı duyduğu 'tiksinme' duygusunu yansıtmaktadır.

Sonuç olarak, Özgür Özel'in Kılıçdaroğlu'na yönelik yaklaşımının, muhalif seçmenlerin beklentilerini karşılamadığı ve hatta mevcut durumu daha da kötüleştirdiği açıktır. Seçmenin, Kılıçdaroğlu'na karşı hissettiği derin duygu, Özel'in algıladığından çok daha güçlü olup, seçmen, Özel'in bu algıyı görmezden gelmesini bir hata olarak kabul etmektedir. Bu durum, seçmen arasında bir güvensizlik ve hayal kırıklığı duygusunun artmasına neden olmaktadır.