Ekonomik arenada yaşanan beklenmedik bir enerji krizi, küresel piyasaları ve Türkiye'yi de derinden etkilemeye başladı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu kritik dönemde açıklanan önlemlerle birlikte, olası olumsuz etkilerin vatandaşa ve ekonomiye yansımasını en aza indirme stratejisiyle harekete geçti. Bakan Şimşek’in açıklamaları, piyasadaki belirsizliğe karşı bir nebze güven artırmayı hedefliyor.
Dünya genelinde, 1970’li yıllardan beri görülen en büyük arz şoklarından birinin yaşandığına dikkat çeken Şimşek, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın küresel enflasyon ve resesyon riskini artırdığını vurguladı. Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde bir sorunu olmadığını belirterek, fiyat artışlarına karşı uygulanan Eşel Mobil tedbirlerini detaylandırdı. Bu kapsamda, akaryakıt ürünlerindeki maktu ÖTV’den feragat ederek vatandaşa bu şokun yansımasını önemli ölçüde sınırladıklarını ifade etti. Bu hamle, özellikle mazot ve benzin fiyatlarındaki artışın olası etkilerini derinden azaltacak bir strateji olarak değerlendiriliyor.
Şimşek, bu önlemlerin sadece kısa vadeli bir çözüm olmadığını, aynı zamanda sistemin uygulanmasının temelinde bütçe disiplininin ve kamudaki tasarruf adımlarının yattığını belirtti. Sistem, enflasyonun kontrol altına alınmasına ve ekonomik istikrarın sağlanmasına katkı sağlayacak şekilde tasarlandı. Ayrıca, şirketin gelirlerinin belirli bir oranda vergiye tabi tutulmasıyla, devletin bütçe dengesini koruma ve olası ekonomik dalgalanmalara karşı bir tampon oluşturma amacı güdülüyor.
Bakan Şimşek, Türkiye’nin çevresindeki savaş ve gerginliklere rağmen bir “istikrar adası” olarak kaldığını ve savunma sanayisindeki sıçramanın ülkeye caydırıcılık kattığını da vurguladı. Cari açığı azaltmak ve borç yaratmayan doğrudan uluslararası sermayeyi ülkeye çekmek için hazırlanan yeni yatırım paketine değinerek, çok uluslu şirketlerin merkezlerini ve küresel teknoloji girişimlerini (start-up) Türkiye'ye çekmeyi hedeflediklerini açıkladı. Transit ticaret hamlesiyle ilgili olarak, Singapur, Hollanda, Hong Kong gibi ülkelerin önemli ticaret merkezleri olduğunu ve Türkiye’nin de benzer bir strateji izlediğini belirterek, İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren firmalara yönelik vergi istisnasının, ekonomik büyümeyi teşvik edeceğini ifade etti. Bu da, Türkiye’nin küresel ekonomideki konumunu güçlendirme ve uluslararası ticarette daha etkin bir rol oynamayı hedefliyor.