Diyanet İşleri’nin zirvesinde yaşanan şaşırtıcı gelişmeler, vatandaşlar arasında büyük bir tepkiye yol açtı. SöZCÜ’nün özel haberleri sayesinde gün yüzüne çıkarılan olaylar, ‘first lady’ların hac görevini kuraya gerekmeden yerine getirmesi ve yüksek hac ücretleri konusundaki tartışmaları alevlendirdi. Bu durum, Diyanet’in şeffaflığı ve adalet anlayışı hakkında ciddi soru işaretleri yarattı.

Seher Erbaş’ın, milyonlarca kişinin kuyrukta beklediği süreçte kuraya katılmadan 7 kez hacca gitmesi ve bu seyahatlerde eşiyle birlikte bir ütücüye yer bulamayıp onu da yanına alması, kamuoyunda büyük bir yankı uyandırdı. Yeni atanan Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş’un eşi Hatice Arpaguş da benzer bir şekilde kurasız olarak hacca gitti. Bu durum, hem idarenin lüks yaşam tarzını hem de haccın kutsallığından uzaklaşmış görünümünü gözler önüne serdi.

Arpaguş çiftinin Mekke’deki Dar Hadi otelinde konaklaması, lüks suit odalarda bulunması ve bu yıl 17 Mayıs’ta hacca gitmesi planlanıyor. Ancak eşinin yanında olup olmayacağı henüz netleşmedi. Bu gelişmeler, Diyanet’in haccı bir görevden öte, özel bir ayrıcalığa dönüştürme potansiyelini de tartışmaya açtı. Otel rezervasyonları ve konaklama maliyetleri, toplam hac ücretini ciddi oranda artırmış durumda.

Diyanet İşleri Başkanlığı, bu yıl hac ücretlerini 300 bin ile 900 bin lira arasında belirledi. Dört kişilik odalarda en düşük ücret 300 bin lira olarak kabul edilirken, lüks otellerde konaklama maliyetleri 900 bin lirayı buluyor. Bu durum, yıllık yaklaşık 40 milyar TL para toplandığını gösteriyor. Diyanet, hac ve umre organizasyonlarından elde ettiği gelirle yaklaşık 12 milyar TL kar elde ediyor. Bu yüksek kar marjı, vatandaşa yönelik haccın gerçekten erişilebilir bir hedef olup olmadığını sorgulatıyor. Bu sayede, Diyanet’in mali yapısı ve haccın finansal yönü de kamu gündemine oturdu.