Küresel finans piyasalarındaki ani ve şiddetli bir değişim rüzgarı esiyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in TRT Haber’deki değerlendirmeleri, özellikle enerji arzı üzerindeki kritik bir boğazın tıkanıklığına odaklanarak, küresel ekonomiye ciddi riskler getiren bir durumun tırmanışını işaret ediyor. Bu durum, 1970’lerden beri yaşanan benzer arz şoklarına kıyasla, şimdiye kadar hissedilmemiş bir ölçeğe ulaşıyor.

Hükümet yetkilileri, bu enerji şokunun temel itici gücü, Hürmüz Boğazı’ndan geçen dünya çapındaki sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve petrol akışının kesintisi. Bu boğaz, dünya genelinde yaklaşık beşteğini ve jet yakıtı gibi kritik ürünlerin üçte birini tedarik ediyor. Savaş öncesi 82 dolar seviyesinde olan petrol fiyatlarının, şu anda 100-110 dolar civarında seyrettiği ve hatta bazı senaryolara göre 130 doları aşabileceği gerçeği, küresel ekonomiyi derinden etkileme potansiyeli taşıyor. Brent petrolü fiyatındaki %57’lik artış, doğalgaz fiyatlarında Avrupa’da %44’lük artış ve üre gübresi gibi ürünlerde %120’nin üzerinde bir artış, enflasyonist baskıları artırmakta ve finansal piyasalarda ciddi gerginliklere neden olmaktadır.

Bu durum, özellikle enflasyon kanalı üzerinden küresel ekonomiye yansıyor. Dünyanın birçok ülkesinde, enerji maliyetlerindeki artış, gıda fiyatlarını da olumsuz etkilemekte ve tüketici fiyat endekslerini yükseltmektedir. Aynı zamanda, finansal koşullarda da önemli bir sıkılaşma yaşanıyor. ABD’deki tahvil faizlerindeki artış, Avrupa ve Avrupa Birliği’ndeki benzer eğilimler, orta-uzun vadeli finansal piyasalarda risk iştahını azaltıyor ve yatırımcıların daha güvenli limanlara yönelmesine neden oluyor. Bu durum, faiz indirimlerine son verilmesi ve küresel ekonomide büyüme potansiyelinin ciddi şekilde azalması anlamına geliyor.

IMF’nin son senaryoları, bu enerji şokunun küresel ekonomiyi resesyona sürükleme riskini artırıyor. Baz senaryo (82 dolar), aşağı yönlü senaryo (100 dolar) ve en kötü senaryo (110 dolar) olarak sunulan farklı petrol fiyatları, küresel büyümenin 1970’lerdeki benzer arz şoklarıyla karşılaştırılabilir bir etki yaratabileceğine işaret ediyor. Savaşın beklenenden uzun sürmesi, boğazın kapalı kalması ve bölgedeki enerji üretim tesislerine yönelik hasarlar, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Bu nedenle, küresel ekonomide resesyon riski ve enflasyonun dünya ortalamasının üzerinde seyretmesi gibi ciddi tehlikeler göz önünde bulundurulmalıdır.”} EOT