Kadıköy'de yaşanan trajik olay, hukuk sistemine yeni bir tartışma getirdi. 19 Şubat 2026'da, yazılım mühendisi Berkay Şengel, yaya geçidinden geçerken Azad Baran Hışım yönetimindeki araçla çarpışarak hayatını kaybetti. Olay, toplumsal yaşamın hassas bir noktasını işaret ederek, öngörülemeyen sonuçlara yol açabilecek trafik kazaları konusunda dikkatli olunması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
Mahkemede üçüncü kez görüşülen davada, bilirkişi raporunun sanık Azad Baran Hışım'ın kazanın sorumluluğunun tamamen kendisine ait olduğunu açıkça belirttiği vurgulandı. Rapor, Şengel'in kusurlu olmadığına ve sürücünün yayaya karşı ihmal ettiğine işaret ederek, adaletin tecelli etmesi için güçlü bir kanıt sunmuştu. Ancak, mahkeme heyeti, sanığın tutuklu kaldığı süre ve kişisel koşullarını göz önünde bulundurarak, tahliyesine karar verdi.
Karar, hem mağdur ailesi hem de kamuoyu tarafından büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Sürücünün, kazadan hemen ardından olay yerini terk etmesi ve ardından teslim olması, olayın ciddiyetini daha da artırmıştı. Mahkeme heyetinin, sanığın kaçma şüphesine ilişkin somut bir delil bulunmaması ve sabit ikametgahı gibi gerekçelerle tahliyesine karar vermesi, hukuk sistemine yönelik eleştirilere neden oldu. Bu durum, adalet anlayışına ve ceza hukuku ilkelerine dair önemli bir sorgulama başlatmasına yol açtı.
Mahkeme, sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulamaya kondu ve Adli Tıp Kurumu'ndan ek rapor alınmasına, güvenlik kamerası kayıtlarının detaylı incelenmesine ve sanığın ehliyet durumunun dosyaya eklenmesini kararlaştırdı. Duruşma, 9 Temmuz'a ertelendi. Bu erteleme, sanığın savunmasını hazırlama ve delilleri değerlendirme fırsatını sağlayacak olsa da, olayın sonuçlarına dair belirsizlikleri ortadan kaldırmadı. Berkay Şengel'in anısına bir anıt dikilmesi ve benzer olayların önlenmesi için farkındalık kampanyaları başlatılması yönünde çağrılar yükseldi.