Kalbinin düzenli ritmini bozabilen, görünmeyen bir tehdit var: gece uykumuzda maruz kaldığımız ışık. Avrupa Kalp Dergisi’nde yayımlanan son araştırmalar, uzun süredir merak konusu olan bu ilişkiyi daha da derinleştiriyor. Geleneksel olarak, ışık altında geçen uykunun, koroner arter hastalığı, kalp krizi, kalp yetmezliği ve inme gibi ciddi kalp rahatsızlıkları riskini artırdığı düşünülüyordu. Ancak bu yeni çalışma, kalbinin iç yapısını ve işleyişini etkileyen bu süreç hakkında ilk kez detaylı bir analiz sunuyor.

Tulane Üniversitesi’nden Dr. Lu Qi liderliğindeki ekip, kardiyovasküler hastalığı olmayan 11.071 bireyin uzun yıllar boyunca toplanan verilerini inceledi. Katılımcılar, uyku sırasında bileklerine yerleştirilen özel sensörler aracılığıyla ışık ve hareket takibi yaparken, birkaç yıl sonra yapılan kalp MR taramaları, araştırmacıların dikkatini çekici sonuçlara yöneltti. Araştırmacılar, pencereden sızan sokak lambalarının, radyo saat ışıklarının ve elektronik cihazlardaki LED ışıklarının potansiyel ışık kaynakları olduğunu belirterek, gece uykusunda ışığa maruz kalmanın farklı seviyelerini değerlendirdi.

Analizler sonucunda, gece uykusunda ışığa maruz kalma seviyesi arttıkça, kalbin yapısında ve işlevinde önemli ölçüde değişiklikler gözlemlendi. En yüksek ışık maruziyeti grubundaki katılımcıların sol ventrikülleri ortalama %2,4 büyüdü, kalp duvarları %1,5 kalınlaştı ve kasılma yeteneği %1,9 azaldı. Bu, kalbin pompalama kapasitesinin ve genel sağlığının ciddi bir şekilde etkilendiğinin göstergesiydi. Ayrıca, bu grubun kalp yetmezliği, kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm risklerinin de önemli ölçüde arttığı tespit edildi. Bu riskler, en karanlık odalarda uyuyanlara kıyasla %29, %24, %33 ve %26 oranında daha yüksekti.