Yapay zeka, bilimin en zorlu problemlerinden birine çözüm getirme potansiyelini bir kez daha kanıtladı. OpenAI, uzun yıllardır çözüme kavuşturulamayan Navier-Stokes denklemlerini, yaklaşık 10 bin yapay zeka ajanının koordineli çalışmasıyla başarıyla çözdüğünü duyurdu. Ancak bu iddia, yapay zeka araştırmaları alanında etik ve metodolojik tartışmaları da alevlendirdi. Bu gelişme, akışkanların hareketlerini tanımlayan ve karmaşık mühendislik uygulamalarında kritik rol oynayan Navier-Stokes denklemlerinin, yapay zeka sayesinde yeni bir boyut kazanmasına işaret ediyor.

Navier-Stokes denklemleri, su ve hava gibi akışkanların davranışlarını açıklayan temel denklemlerdir. Problemin özü, bir akışkanın başlangıçta hareketsiz ve düzgün olduğu bir durumda, dış bir kuvvet uygulandığında belirli koşullarda sonsuz hızlara ulaşarak tekillik oluşturup oluşturamayacağı sorusudur. Clay Mathematics Institute tarafından 1 milyon dolarlık ödülle desteklenen bu Millennium Prize Problem'ı, bilim dünyasının en önemli hedeflerinden biri haline gelmişti. OpenAI'nın bu başarıya ulaşması, yapay zekanın karmaşık bilimsel problemleri çözme yeteneğinin sınırlarını genişletiyor.

OpenAI'ın bu çabası, 28 Ağustos'ta başlayan ve 1 Eylül'de tamamlanan yoğun bir hesaplama sürecini kapsadı. Şirket, 100 yapay zeka ajanının koordineli çalışmasıyla yaklaşık 88 saatte bu probleme çözüm buldu. Süreç boyunca 2,7 milyon mesaj ve 130 milyar çıktı token'ı üretildi. Kanıtın Lean ile biçimsel doğrulaması ise GPT-6 Astra kullanılarak 17 saatte tamamlandı. Bu işlem, 2,7 milyon doları aşan bir hesaplama maliyetini beraberinde getirdi. Çözüm, başlangıçta hareketsiz ve düzgün olan bir akışkana dış bir kuvvet uygulandığında, sonlu zamanda tekillik oluşabileceğini ortaya koydu.

Ancak, OpenAI'ın bu başarısı, akademik çevrelerde ve etik uzmanları arasında tartışmalara yol açtı. New York Üniversitesi'nde görevli matematik profesörü Tristan Buckmaster ve Anthropic'te çalışan Levent Alpöge gibi araştırmacılar, OpenAI'ın duyurusu öncesinde benzer sonuçlara ulaşmış olabileceğini savunuyor. İkili, çalışmalarında GPT-5.6 Sol ve Astra gibi yapay zeka modellerinden faydalanmış olsa da, OpenAI'ın yaklaşımının bağımsız olarak geliştirildiğini iddia ediyor. Bu durum, yapay zeka destekli bilimsel araştırmalarda, metodolojik şeffaflık ve verilerin kaynağına ilişkin hassasiyetin önemini bir kez daha vurguluyor. Bu gelişme, yapay zekanın bilimsel keşiflerdeki rolü ve bu süreçlerde etik sorumlulukların tartışılmasının gerekliliğini ortaya koyuyor.