Ekonomik geleceğin kapıları ardına kadar açılıyor! Yeni bir plan, yeni hedefler... Ancak geçmişin izleri, geleceğin yolunu saptırabilir mi? Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın, 2027-2029 yılları için hazırladığı orta vadeli program (OVP) açıklandı. Bu program, toplumun her kesiminin geleceğe dair beklentilerini şekillendirecek önemli bir kilometre taşı. Ancak bu hedeflerin tutturulabilirliği, geçmişteki benzer girişimlerin başarısızlıklarıyla karşılaştırıldığında dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir.
Programın temel odak noktaları enflasyon, büyüme ve döviz kuru dengesi gibi unsurları kapsıyor. Ancak bu hedeflere ulaşma yolunda, enflasyon hedeflerinin geçmişteki performansıyla kıyaslandığında önemli bir soru işareti ortaya çıkıyor. 2005 yılında yapılan OVP’de enflasyon hedefi yüzde 4 olarak belirlmiş, ancak gerçekleşen enflasyon yüzde 10’u aşmıştı. Bu durum, 2006-2008 yılları arasında da devam etmiş, enflasyon hedeflerinde sürekli değişiklikler yapılmış ve hedeflenen rakamlardan önemli ölçüde sapmalar yaşanmıştı. Bu durum, bugünkü programın da benzer bir sonuç doğurma ihtimalini akla getiriyor.
Geçmişteki OVP’ler, enflasyon hedeflerinin tutturulması konusunda tutarsızlıklarla doluydu. 2019’da hedef yüzde 8 iken, 2020’de yüzde 14.60’a yükselmiş, 2021’de yüzde 36.08’e, 2022’de yüzde 64.27’ye ve 2023’te yüzde 64.77’ye ulaşmıştı. 2024’te hedef yüzde 24.9 iken gerçekleşen enflasyon yüzde 44.38 olmuş, 2025’te ise yüzde 17.5 hedefi yüzde 30.89 ile gerçekleşmişti. Bu veriler, hedeflenen enflasyon oranlarının sürekli olarak gerçekleşmekten uzaklaştığını ve ekonomide istikrarın sağlanmasının zor olduğunu gösteriyor. Bu durum, sadece Mehmet Şimşek’in maliye politikalarının değil, tüm sistemin istikrarı için önemli bir uyarı niteliğinde.
Bu noktada, tek bir kişiye yüklenmek yerine, sistemin genel istikrar sorununu ele almak gerekiyor. Son 18 OVP’de 17’sinin hedeflerini tutturamaması, sistemin temel istikrar sorunlarının çözülmediğini gösteriyor. Ekonomik hedeflere ulaşmak için daha kapsamlı ve sürdürülebilir bir yaklaşım gerekiyor. Aksi takdirde, yeni bir programın da geçmişteki hatalar tekrarlanarak, aynı sonuçlara yol açma ihtimali yüksek olacaktır. Bu nedenle, hedeflerin belirlenmesinde daha gerçekçi ve uzun vadeli bir bakış açısı benimsenmeli, ekonomik politikalar daha bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmelidir.