1922’nin Eylül ayında, Büyük Taarruz’un ardından Yunan ordusunun dağılımıyla birlikte, Türk süvarileri İzmir’in yeniden özgürlüğüne giden yolda kritik bir rol oynamıştır. Yunan birliklerinin karmaşık ve zorlu takibi, stratejik öneme sahip bir operasyonun başlangıcı olmuştur. Bu çabalar, hem ordunun cesaretini hem de zaferin önünü açmıştır.

5. Süvari Kolordusu, Fahrettin Paşa komutasında, Kula, Durasıllı, Kemaliye ve Menye bölgelerine yayılmış, haber alınamayan 3. Süvari Tümeni ise gece hareketleriyle Kiraz’a ulaşmıştır. Özellikle 4 Eylül’de Kula yakınlarında yaşanan çatışmada 2. Süvari Tümeni, hızlı bir taarruzla düşman esirlerini ele geçirerek şehrin güvenliğini sağlamıştır. Bu başarılı operasyon, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın Fahrettin Paşa’ya gönderdiği bir telgrafın ardından, süvari komutanlarına terfi müjdesiyle taçlanmıştır. Bu, sadece bir görev ödülü değil, aynı zamanda ordunun ruhuna verilen bir ifadedi었습니다.

Milne Hattı’nı ele geçirme hedefiyle yürütülen operasyon, Yunan direnişine rağmen 8 Eylül’de Manisa’ya ulaşmayı sağlamıştır. Fahrettin Paşa’nın şehit olduğu o gün, Sakarya kahramanı Teğmen Sıtkı ve İzmirli gönüllü milis subayı Suphi de şehit olmuştu. Torbalı’da ise 3. Süvari Tümeni, Yörük Ali Efe ve milis güçlerinin desteğiyle düşman kuvvetlerini geri çekilmeye zorlamıştır. Bu birliklerin gösterdiği cesaret ve stratejik hamleler, İzmir’in yeniden Türk topraklarına katılmasını sağlayacak zaferin temelini oluşturmuştur.

9 Eylül sabahı, köşeye sıkışan Yunan birlikleri, İzmir Limanı’ndaki Fransız kruvazörünün telsiziyle teslim talebinde bulunmuştu. Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa’nın ortak kararıyla, düşmanın İzmir’de tutunamayacağı anlaşılmıştı. Nurettin Paşa’nın yayınladığı emirde, yabancı konsolosların kenti teslim etmek için beyaz bayrakla Nif (Kemalpaşa)-Turgutlu yolu üzerinden geleceği duyurulmuş ve 5. Süvari Kolordusu’na İzmir’e girmesi talimatı verilmiştir. Fahrettin Paşa’nın bu talimatı doğrultusunda süvari tümenleri sabahın erken saatlerinde harekete geçmiş, 14. Süvari Tümeni Emiralem İstasyonu’ndan yürüyüşe başlamış, Menemen’e girerek halkın coşkusunu paylaşmıştır. Bu kahramanlık hikayesi, Türk süvarilerinin cesaretini, stratejik zekasını ve İzmir’in kurtuluşuna olan bağlılığını gözler önüne sermektedir.”}p>