Türkiye, ekonomik ve dış politikasının temel unsurları doğrultusunda yeni bir döneme hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğindeki yönetim, ülkenin büyüme potansiyelini en üst düzeye çıkarmak ve küresel arenada etkinliğini artırmak amacıyla kapsamlı bir strateji belirledi. Bu strateji, enflasyonla mücadele, yapısal reformlar ve stratejik ortaklıklar üzerine kurulu olacak.
Ekonomik olarak, Türkiye’nin önceliği, enflasyonla kalıcı bir çözüm bulmak ve ekonomik istikrarı sağlamak. Bununla birlikte, orta vadeli program (OVP) çerçevesinde tarım, sanayi ve turizm sektörlerinin güçlendirilmesi, yüksek teknolojili üretim ve ihracat kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Yüksek katma değerli ürünlere odaklanarak, Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü artırmayı ve küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma gelmeyi amaçlıyor. Bu süreçte, yatırım ortamının iyileştirilmesi, iş gücünün niteliğinin yükseltilmesi ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin sağlanması da kritik öneme sahip.
Dış politikada ise Türkiye, bölgesel ve küresel işbirliklerini yoğunlaştırmaya devam edecek. Özellikle Şanghay İşbirliği Teşkilatı (ŞİT) ile ilişkilerin geliştirilmesi, Türkiye’nin küresel etkisini artırmada önemli bir rol oynayacak. ŞİT’in, BM’nin tamamlayıcısı olarak görülmesi ve Türkiye’nin bu platformda daha etkin bir temsilci olması hedefleniyor. Ayrıca, farklı medeniyetler ve kültürler arasındaki diyalogların güçlendirilmesi, ortak değerler doğrultusunda bölgesel ve küresel barışın sağlanmasına katkı sağlamak da öncelikli hedefler arasında yer alıyor.