İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasının 2. Celsesinin 13. duruşmasında, iş insanı Sarp Yalçınkaya’nın mahkemeye sunduğu ifadeler, soruşturmanın akışını önemli ölçüde değiştirdi. İlk etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan Yalçınkaya, firari sanık Murat Gülibrahimoğlu ve ‘sağ kolu’ Fatih Keleş arasındaki karmaşık ilişkiyi detaylı bir şekilde ortaya koyarken, yolsuzluğun perde arkasını gözler önüne serdi.
Yalçınkaya, Gülibrahimoğlu ile geçirdiği 6 yıl boyunca, büyük miktarlarda doların çantalarla taşındığını ve özel jetlerle yurt dışına kaçırıldığını iddia etti. Bu süreçte, Gülibrahimoğlu’nun belediye desteğini elde etmek amacıyla Keleş’i şirketlerine dahil ettiğini, Keleş’in de Ekrem İmamoğlu’nun sağ kolu olduğunu savundu. Yalçınkaya, Keleş’in “Ben devletim, devlet benim arkamda” gibi ifadelerle desteklenen, İmamoğlu’nun projelerine doğrudan veya dolaylı destek sağlama amacını taşıdığını vurguladı. Bu durum, soruşturmanın İmamoğlu’nun yolsuzluk faaliyetlerine doğrudan dahil olup olmadığı sorusunu daha da karmaşık hale getirdi.
Duruşmanın en dikkat çekici anlarından biri, Yalçınkaya’nın Etiler’deki VIP ofiste tanık olduğu gizli görüşmeleri paylaşması oldu. Fatih Keleş ile aynı ortamda bulunduğu anları aktaran Yalçınkaya, Gülibrahimoğlu’nun kendisine 1 milyon doların üzerinde para alım satımları yaptığını, imarsız büyük arsalar, imar ve iskan sorunları yaşayan AVM'lerden toplanan paraları konuştuklarını ifade etti. Bir gün Keleş’in, aylık rapor sunarken açığına sahip çıkan bir çantayı çıkardığını ve içerisindeki Amerikan Doları banknotlarının açıkça görülebilir olduğunu aktardı. Bu detay, soruşturmanın finansal boyutunu güçlendirerek, soruşturmacılara önemli ipuçları sağlayabilir.
Yalçınkaya, aynı zamanda Olay TV sürecine ilişkin de önemli bilgiler paylaştı. Firari sanık Gülibrahimoğlu ile Kağıthane civarındaki Olay TV binasında buluştuklarını, Gülibrahimoğlu’nun kanalın alınmasında finansal destek sağladığını, CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasında da benzer şekilde yardım yaptığını, CHP Kurultay seçimleri öncesinde para talep ettiğini ve para gönderildiğini, Kurultaydan sonra ise İmamoğlu’nun destek alması için baskı yaptığını savundu. Ayrıca, cumhurbaşkanlığı adaylık süreci, sosyal medyanın yönetilmesi ve haber kanallarının desteklenmesi için toplanan paraların nasıl kullanıldığını da detaylandırdı. Son olarak, Kemerburgaz’da ultra lüks bir villa yaptırıldığını ve hemen yanındaki villanın Fatih Keleş için satın alındığını, Ekrem İmamoğlu’nun çocukluk arkadaşı Hakan Karanis’e düzenli para aktarıldığını ve Murat Gülibrahimoğlu’nun Karanis’i, İBB’de iş yapabilmek ve İmamoğlu’na ulaşabilmek için yanımda tuttuğunu, ara sıra kendisine yüklü miktarda para gönderdiğini ifade etti. Bu iddia, soruşturmanın siyasi boyutunu da beraberinde getirdi.