Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, küresel enerji piyasalarında ciddi bir sarsıntıya neden oluyor. ABD ve İran arasındaki karşılıklı taciz eylemleri, bu stratejik su üzerinde petrol akışını tehdit ederken, arz konusunda endişelerin artması da petrol fiyatlarını hızla yükseltiyor. Pazartesi gününe ait verilere göre, Brent petrol vadeli işlemleri 97,47 dolara yükselerek son altı haftanın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu durum, küresel ekonomide önemli bir risk unsuru oluşturuyor.
Bu sert yükselişin Türkiye’deki yansımaları da kaçınılmaz. Akaryakıt fiyatlarındaki artış, zaten yüksek olan enflasyonist baskıyı daha da artırması bekleniyor. Analistler, lojistik maliyetlerindeki artışın, tarımsal ürünlerden giyim eşyalarına, sanayi üretiminden tüketim mallarına kadar iğneden ipliğe uzanan tüm sektörleri etkileyeceğini öngörüyor. Phillip Nova’nın piyasa analizleri başkanı Priyanka Sachdeva, tanker trafiğinin yavaşlaması durumunda piyasada daha büyük bir arz şoku yaşanabileceğini ve bu şokun zaten gerçekleştiğine dair işaretlerin bulunduğunu vurguladı. Goldman Sachs ise gemilere yönelik saldırıların artması halinde petrol fiyatlarının varil başına 120 dolara kadar yükselebileceğini tahmin ediyor.
Bu durum, özellikle nakliye ve taşımacılık sektörünü derinden etkiliyor. Motorin gibi ana girdilerin maliyetindeki artış, lojistik zincirinin tamamını tetikliyor. Bu durum, tarladaki sebzelerden raftaki tekstillere kadar pek çok sektörü doğrudan etkileyerek, geniş bir zam dalgasının yaşanmasına zemin hazırlıyor. Küresel enerji krizinin iç piyasadaki yansıması, önümüzdeki dönemde genel enflasyon oranları üzerinde ciddi bir yük oluşturacak.