Yunanistan’ın savunma stratejisini yeniden şekillendirmeye çalışan hamlesi, ‘Aşil Kalkanı’ olarak adlandırılan İsrail yapımı hava savunma sisteminin satın alınmasıyla belirsizliğe sürüklendi. Bu operasyon, ülkenin ekonomik kaynaklarının İsrail’e yönlendirilmesi ve sistemin kontrol mekanizmalarının karmaşıklığı konularında derin bir endişe yaratırken, Atina’da kamuoyu büyük bir tepkiyle karşı karşıya kaldı.
Sistemin İsrailli sorumlusu Moshe Patel’in, kaynak koduna Yunanistan’ın erişiminin olmayacağını ve anlaşmada bu durumun yer aldığını belirtmesi, durumu daha da kritik hale getirdi. Kathimerini gazetesine yaptığı açıklamada Patel, sistemin komuta ve kontrol yeteneklerinin tamamen İsrail kontrolünde olduğunu vurgulayarak, Yunanistan’ın sistemin operasyonel detaylarına dahil olmayacağını açıkladı. Bu durum, Yunanistan’ın savunma kapasitesinin İsrail’e bağımlı hale gelme potansiyelini artırarak, ulusal güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Yunan basınının ‘Aşil Kalkanı’nın anahtarı İsrail’in elinde olacak’ manşetleri atması, halkın tepkisini daha da körükledi. Milyarlarca euro harcanan bir sistemin, kontrol mekanizmalarının Yunanistan’dan bağımsız olmadığı ve ülkenin savunma stratejisinin İsrail’in çıkarları doğrultusunda şekillendiği iddiaları, kamuoyunda büyük bir siteme neden oldu. Bu durum, hükümetin şeffaflık konusunda yetersiz kaldığı ve ulusal çıkarları koruyamadığı yönünde eleştirilere yol açtı.
İsrail Savunma Bakanlığı’nın, sistemin yazılım ve teknolojisinin iki ülkenin ortak kontrolünde olduğu yönündeki düzeltmesi ise tartışmayı yatıştırmadı. ELAS partisinin açıklamaları, Savunma Bakanı Dendias’ın “kaynak kodları elimizde olmazsa, rehin duruma düşeriz” şeklindeki açıklamalarına atıfta bulunarak, Yunanistan’ın savunma sisteminin İsrail’in eline rehin bırakıldığı ve ülkenin ulusal egemenliğinin tehlikeye girdiğine dikkat çekti. Bu gelişmeler, Yunanistan’ın uluslararası arenadaki güvenlik konumlamasını ve stratejik bağımsızlığını ciddi şekilde sorgulanmaya mahkûm etti.