Türkiye’nin karanlık bir dönemini aydınlatan DEM Parti, 6-7 Eylül 1955’teki trajik olayların yıl dönümünde, toplumsal hafızayı canlı tutma ve benzer acıların asla yaşanmaması için bir kez daha güçlü bir duruş sergiledi. Bu olaylar, sadece bir grup insanın hayatını karartmakla kalmamış, aynı zamanda ülkenin en derin yaralarından birini de açmıştır.
Açıklamanın merkezinde, geçmişle yüzleşmenin yalnızca geçmişi hatırlamakla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda geleceğe dair bir sorumluluk olduğunun altının çizilmesi yer alıyor. DEM Parti, bu acıların unutulmaması gerektiği kadar, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için bugünün insanlarının da sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor. Bu, bir anımsama eylemi değil, adeta bir uyarı niteliğinde; tarihin sessiz tanıklarına bir saygı ifadesi ve geleceğe yönelik bir vaka çalışmasıdır.
6-7 Eylül’ün, başta Rum, Ermeni ve Musevi toplulukları üzerinde bıraktığı derin izler, açıklama boyunca somut bir şekilde dile getiriliyor. Bu dönemde, yurttaşların evleri, işyerleri ve ibadethaneleri şiddetle yağmalanmış, yaşamları son bulmuş, yaralananlar sayısı dillere destan. Bu durum, birçok insanın doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kalmasına neden olmuş, toplumsal dokuyu paramparça etmiştir. DEM Parti, bu insanlık trajedisine tanıklık edenlerin anılarını saygıyla onurlandırıyor ve bu acıların asla tekrarlanmaması için kararlılık gösteriyor.