Ege’nin serin sularında ilerleyen, KKTC’den Mersin’in Taşucu Limanı’na doğru yol alan katamaran tipi yolcu gemisi, beklenmedik bir felaketle karşı karşıya kaldı. 30 Ağustos Pazar günü yola çıkan bu gemi, trajik bir şekilde batışa uğradı ve bu olay, deniz ulaşımının acı bir dersini verdi. Kazanın ardından 10 can kaybı yaşanırken, 241 yolcu kurtarılmış ve hayatın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Kurtulanlardan Burak Arif Kaya, Burak Can Keskin ve Sude Sönmez, KKTC’deki sağlık tedavisinin ardından ailelerine kavuştu. Kozan’ın kalabalık sokaklarında yeniden doğan bu gençler, yaşadıkları dehşeti anlatırken, gemideki ortamın ilk başlarda ne kadar endişe verici olduğunu aktarmalarıyla dikkat çekiyor. Geminin ilk bindiğinde hissedilen ıslak ve sarsıntılı hareketler, gemi mühendislerinin kaptanla yaptığı tartışmalı açıklamalarla birleşince, durumun ciddiyetinin farkına varmayan kaptanın hatalı kararları, felaketin temel nedenlerinden biri olarak ortaya çıkıyor. Gemideki diğer yolcuların, kaptanın hatalarını dile getirmesine rağmen, gerekli önlemlerin alınmaması, kaderin kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşmesine yol açmış.
Burak Can Keskin’in ifadeleri, yaşananların acılığunu ve dehşetini gözler önüne seriyor. “Gemide ilk bindiğimizde yerler ıslaktı ve sallanıyordu. Herkes kaptana karşı endişelerini dile getirmesine rağmen, kaptan ‘Siz ne anlarsınız?’ diye cevap vermiş” diyerek, kaptanın saygısız ve dik başlı tutumunu vurguluyor. Yolculuğun ilerleyen saatlerinde geminin ani bir şekilde durması ve batması, yolcuların paniğini daha da artırmış. Dışarıda oluşan şiddetli dalgalar ve gemideki kaos, hayatta kalma mücadelesini zorlaştırmış. Burak, “Yüzme biliyorum ancak dalgalar yüzüp durmama neden olmuş. O an kimseye yardım edemedim, herkes telaş içindeydi” şeklinde yaşadığı çaresizliği anlatıyor. Bu trajik olay, insan doğasının en karanlık yönlerini de gözler önüne sermiş.