Tayland’ın Mae Wong Milli Parkı’nda, gökdelenlere benzer yapısıyla dikkat çeken, eşsiz bir kertenkele türü keşfedildi. Bu olağanüstü buluş, bilim camiasında büyük yankı uyandırdı. Keşif, yüksek rakımlı yaprak dökmeyen ormanlarda gerçekleşmiş olup, türün bu dar coğrafi alanda sınırlı bir yaşam alanı bulduğu ilk verilerle doğrulanmıştır. Bu benzersiz canlı, Acanthosaura cinsine yeni bir boyut katarken, bu cinsin bilimsel sınıflandırmasında 23’üncü üyeliğe ulaştırmıştır.

Araştırmacılar, türün adını, ‘House of the Dragon’ dizisindeki Rhaenyra Targaryen’in ikonik ejderhası Syrax’tan esinlenerek ‘Syrax’ olarak belirlemiştir. Dizideki Syrax’ın parlak sarı renkleri ve diğer ejderhalara göre daha küçük yapısıyla örtüşen özellikler, keşfedilen kertenkelenin fiziksel görünümüyle güçlü bir paralellik göstermiştir. Küçük boyutuna rağmen, ‘Syrax’ diğer türlere kıyasla önemli ölçüde daha fazla sayıda yumurta bırakabilme yeteneğine sahip olmuştur. Bu, ekolojik açıdan büyük bir ilgi oluşturmaktadır.

‘Syrax’ın en çarpıcı özelliklerinden biri, boynu ve sırtındaki belirgin çıkıntılardır. Bu çıkıntılar, diğer benzer türlerdeki en küçük pulları oluşturarak, bilim insanlarına büyük bir heyecan vermiştir. Ayrıca, göz çevresindeki karakteristik siyah alan, bu türde görülmemekte, bunun yerine boynunda koyu renkli bir şerit yer almaktadır. Bu detaylar, türün genetik analizinde de farklılığa işaret etmiştir. İki gen üzerinde yapılan DNA analizleri, ‘A. syrax’ın diğer bilinen türlerden genetik açıdan ayrışmış olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgu, ‘Syrax’ın benzersiz evrimsel yolculuğunu aydınlatmaktadır.

Keşfin ardından, türün korunması konusundaki endişeler artmış ve bilim insanları, ‘Syrax’ın sınırlı yaşam alanına dikkat çekmiştir. Yüksek rakımlı ormanlarda seyrek dağılmış olması ve dağlık arazi nedeniyle birbirinden izole olmuş olması, türü çevresel değişikliklere karşı daha savunmasız hale getirmektedir. Bu nedenle, Mae Wong Milli Parkı’nın yüksek kesimlerindeki ormanların güçlendirilerek korunması gerektiği vurgulanmaktadır. ‘Syrax’, bölgedeki diğer nadir türlerle birlikte bu ormanların korunmasında sembolik bir rol üstlenebilecektir.