Borsa, her zaman olduğu gibi, şimdilerde de risklerle dolu bir arenadır. Finansal bilgisi sınırlı olan veya bir uzman rehberliği olmadan yatırım yapan herkes, önemli kayıplarla karşılaşma olasılığı taşır. Ancak bu risk, yalnızca dış etkenlerle sınırlı değildir; sistemin içinde yatan, düzenleyici kurumların göz ardı ettiği, hatta bizzat yarattığı bir tehlike de vardır. Bu tehlike, ‘keriz silkeleme’ olarak adlandırılan ve yatırımcıların varlığını sömüren, acımasız spekülatörlerin kullandığı bir stratejidir.
Türkiye'deki borsa, diğer ülkelerdeki benzer piyasalara kıyasla, düzenleyici kurumların (SPK ve İMKB) etkin bir şekilde denetim yapmadığı, yatırımcıların korunması konusunda yetersiz kaldığı ve hatta bu durumun bazı siyasilerin ve kurumların kasıtlı olarak yarattığı bir ortam sunmaktadır. ‘Keriz silkeleme’ deyimi, sadece bizim piyasamıza özgü bir durum değildir; ancak bu tür bir manipülasyonun, özellikle finansal okuryazarlığı düşük, küçük yatırımcılar üzerinde ne kadar yıkıcı etkileri olabilir, bunu açıkça ortaya koymaktadır. Birileri, bu yatırımcıları çaresizce hedef alarak, kendi çıkarları için onların paralarını sömürmektedir.
Denetleyici kurumların, piyasada yaşanan karmaşaların ortasında sessiz kalması, hatta bazen bu karmaşaları körü körüne desteklemesi, yatırımcıların korunmasını sağlamak yerine, onların daha da fazla zarar görmesine neden olmaktadır. İşler sarpa sardığında, kurumlar sadece ‘dostlar alışverişte görsün’ diye kısa vadeli çözümler üretmekte, uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretmekten kaçınmaktadır. İşlem tahtaları kapatılır, mallara tedbir konulur ve vurgun yapanlar sırra karışır; bu süreçte ise, yatırımcılar büyük kayıplar yaşamaktadır. Bu durumun arkasında, güçlü siyasi bağlantılara sahip vurgunbazların ve onların destekçilerinin olduğu açıkça görülmektedir.