Umman’ın ovalarında, zamanın akışını belirleyen ölçüde yıldızların konumu etkili oluyor. Geleneksel sulama yöntemleri, günün saatlerini güneşin hareketine göre belirlemek yerine, geceleyin gökyüzündeki parlak yıldızların konumuna göre ayarlanıyor. Bu benzersiz yaklaşım, yer altı sularının ve doğal kaynakların yüzeye çıkarılmasında köklü bir rol oynuyor ve suyun, kilometrelerce uzaklıktaki tarlalar, hurma bahçeleri ve yerleşim yerlerine akışını sağlıyor.
Aflaj sistemi, yer çekim kuvvetinden faydalanarak suyun yüzeye çıkışını mümkün kılıyor. Bu sistemde, beton pompaları veya elektrik enerjisi gibi modern teknolojilerden ziyade, basit kanalizasyonlar kullanılıyor. Su, arazi sahibinin belirli bir kullanım hakkı çerçevesinde, bu kanallar aracılığıyla bir sonraki araziye yönlendiriliyor. Bu yöntem, suyun en verimli şekilde dağıtılmasını ve su kaynaklarının korunmasını sağlıyor.
Umman’da bulunan yaklaşık 3 bin aflaj sistemi, ülkenin su ihtiyacının önemli bir bölümünü (yüzde 30 ila 50) karşılıyor. Su kaynaklarındaki azalma durumunda, kullanım süreleri yeniden değerlendiriliyor ve sulanan alanların büyüklüğü ayarlanarak kaynakların korunması sağlanıyor. Sistemlerin uzun ömürlü olmasını sağlamak amacıyla, bazı su hakları ve araziler ortak kullanım amacıyla ayrılıyor. Bu yaklaşım, altyapının yüzyıllar boyunca sorunsuz çalışmasına katkı sağlıyor.
Bu antik sistemlerin kökenleri, en az 2500 yıl öncesine kadar uzanıyor. 2006 yılında UNESCO, Umman’daki beş aflaj sulama sistemini, mühendislik özelliklerinin yanı sıra, yüzyıllardır kesintisiz kullanılmış olmaları nedeniyle Dünya Mirası Listesi'ne dahil etti. Bu miras, sadece bir su dağıtım sistemi değil, aynı zamanda insan ve doğa arasındaki uyumun ve bilginin korunmasının bir simgesi olarak öne çıkıyor.”}