Ahbap Derneği’ne ilişkilendirilen karmaşık operasyonun merkez figürü Oğuzhan Uğur, savcılıktaki ifadesiyle önemli ipuçları vermeye hazırlanıyor. Uğur’un ifadesi, soruşturmanın akışını değiştirebilecek detaylar içeriyor. İlk olarak, 2023 depremlerinin ardından yurt dışından bağış toplama operasyonlarıyla ilgili açıklamaları dikkat çekiyor. Uğur, bağışların AFAD üzerinden yönlendirildiğini ve şirketleri veya kişisel hesapları aracılığıyla doğrudan toplama yapılmadığını vurgulayarak, yasal düzenlemelere uyum konusunda hassasiyet gösterdiğini belirtiyor.
İfade sürecinde Uğur, ‘hizmet nedeniyle güvenin kötüye kullanılması’ ve ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması’ suçlamalarıyla karşı karşıya kalmış durumda. Özellikle, Babala TV ve Gain Medya Anonim Şirketi’ne yapılan 45 milyon liralık ödemelerin, ‘PİNÇ’ ve ‘Mevzular Açık Mikrofon’ programlarının hakedişlerine ilişkin olduğunu açıkladı. Bu durum, ödemelerin yasal olup olmadığına dair şüpheleri gidermeye yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Uğur’un, ödemelerin tamamının hakedişlere ait olduğunu ve herhangi bir usulsüzlük olmadığını iddia etmesi, soruşturmanın seyrini etkileyebilir.
Uğur’un Haluk Levent ile olan ilişkisi ve bu ilişkinin ifadesindeki rolü de önemli bir tartışma konusu oluşturuyor. Gazeteci Cansu Şimşek aracılığıyla Levent ile iletişimini kestiğini belirten Uğur, Levent’in yardımseverliğine dair ilk izlenimlerini ve ardından yaşanan kişisel bir gerilimin detaylarını aktarıyor. “Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak benzer bir durumu bizzat kendim yaşayınca kendisiyle iletişimimi kestim. Bu, Haluk Levent ile aramızdaki kişisel bir konuydu” ifadeleri, soruşturmanın odak noktasını Levent’in mali faaliyetleri ve bağışların kullanımı üzerine kaydırıyor. Uğur’un, Levent’in mali durumunu bilmediğini ve derneğe yapılan bağışların amacını sorgulamadığını belirtmesi, Levent’in rolünü ve sorumluluğunu tartışmaya açıyor.
<Ek olarak, Uğur’un Emin Altuğ Özkan’a yapılan 25 milyon liralık ödeme konusundaki açıklamaları da dikkat çekiyor. Gain Medya ile yapılan anlaşma çerçevesinde alınan peşin ödemenin ardından kredi çekildiğini ve taşınmazın satın alınmasıyla ilgili yaşanan teknik zorlukların (bilirkişi tespiti) aslında doğru olmadığını savunduğu ortaya çıkıyor. Bu süreç, bağışların nasıl harcandığına dair daha detaylı bir tablo sunarken, finansal işlemlerin şeffaflığına dair soruları da beraberinde getiriyor. Savcılık ifadelerinin ardından Uğur’un tutukluluk süreci devam ediyor ve hakimlikteki işlemleri merakla bekleniyor.