Yazarların kaleminden yükselen bir devrim! Kitap dünyasının en değerli hazinelerine ulaşın, düşüncelerinizi zenginleştirin ve tarihin akışını yeniden deneyimleyin. Dünkü yayınımızda Atatürk'ün Cumhuriyet'in temellerini oluşturan kültürel etkileşimler incelenmişti. Gençliğinden itibaren Harp Okulu ve Akademisi'ndeki düşünceleri, okuduğu eserler ve Fransız Devrimi'nin ilham verici etkisi, Mustafa Kemal'in zihnindeki dönüşümü anlamamıza ışık tuttu. Özellikle 31 Mart gerilimi ve Bulgaristan'daki Narodnik hareketinin onun üzerindeki etkileri de dikkatle analiz edildi.

Milli Mücadele'nin ilk adımlarında Amasya Genelgesi'nin milli egemenlik ilkesine dayalı yapısı, Erzurum ve Sivas kongrelerinin, ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) açılışı, “milli egemenlik” ve “halk iradesi” ilkeleri açısından büyük önem taşıyordu. Bu bağlamda, bugünkü analizimizde Cumhuriyet'in Meclis'te ilanının, “Cumhuriyet ve demokrasi” kavramları arasındaki ilişki üzerine yoğunlaşacağız. Atatürk'ün, Milli Mücadele döneminde halifeliğin devamını hedefleyen bir padişahlık sistemine geçişten asla bahsetmediği vurgulanmaktadır. O dönemde TBMM içindeki II. Grup'un halifeliği savunması ve Cumhuriyet'in ilanına karşı tutumu, bu sürecin karmaşıklığını ortaya koymaktadır. En yakın çevresindekilerin bile halifeliği desteklemesi, Mustafa Kemal'in ortaya koyduğu liderlik vasfını daha da pekiştirmektedir.

II. Meclis'in açılışından yaklaşık bir buçuk ay sonra, 22 Eylül 1923'te Atatürk ilk kez resmi olarak Cumhuriyet kavramını kullanmıştır. Bu, Cumhuriyet'in ilanı için kritik bir dönüm noktasıdır. Viyana'da yayımlanan Neue Freie Presse adlı gazete ile yapılan söyleşede, mevcut anayasanın aslında bir Cumhuriyet rejimini barındırdığı belirtilmiştir. Atatürk, bu söyleşide şunları ifade etmiştir: “Türkiye Esas Teşkilat Kanunu’nun ilk maddelerini size tekrar edeceğim: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yürütme kudreti yasama yetkisi milletin gerçek temsilcisi olan Meclis’te belirmiş ve toplanmış. Bu iki cümleyi bir kelimede özetlemek mümkündür: Cumhuriyet” Bu açıklama, Cumhuriyet konusundaki ilk resmi ifadesi olmuş ve sürecin başlangıcını işaret etmiştir.