Madrid'in kalbinde, eğitim sistemiyle ilgili derin endişeler ve siyasi gerilimler bir araya gelerek şiddetli bir çatışmaya dönüştü. Eğitim personeli, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için süresiz greve geçti. Öğrenciler ise bu duruma destek olarak sokaklarda barikatlar kurarak eylemlere katıldı. Bu durum, başkentte gerginliğin tırmanmasına neden oldu.

Grev, öğretmenlerin taleplerini içeriyordu: daha esnek çalışma saatleri, eğitim kalitesini artırmak için artırılmış kaynaklar, sınıflardaki öğrenci-öğretmen oranlarının azaltılması ve önemli bir maaş artışı (aylık 600 avroya kadar). Öğrenciler, sendikaların çağrısı üzerine bu talepleri destekleyerek, başkent sokaklarında geniş katılımlı protestolar düzenledi. Polis, eylemlere müdahalede bulunmak zorunda kaldı, bu da bazı öğrencilerin ve öğretmenlerin gözaltına alınmasına ve yaralanmasına yol açtı. Yollar kapatıldı ve kamu düzeni ciddi şekilde tehlikeye girdi.

Bu olaylar sırasında, Complutense Üniversitesi'nde yaşanan gerginlikler, eylemin şiddetini daha da artırdı. Gösterici öğrenciler ve polis arasında yaşanan çatışmalar, 5 kişinin gözaltına alınmasına ve 6 kişinin yaralanmasına neden oldu. Öğrencilerin eylemi, kent merkezinde de genişleyerek ana yolların trafiğe kapalı olduğu bir duruma yol açtı. Gelecek için planlanan daha kapsamlı bir eylemin duyurulması, durumu daha da belirsizleştirdi.

Hükümet yetkilileri, eylemin siyasi bir kampanya olduğunu savunurken, sendikalar ve öğrenciler daha farklı bir bakış açısı sergilediler. Eğitim, Bilim ve Üniversiteler Bakanı Mercedes Zarzalejo, grevin seçim kampanyası olduğunu vurgulayarak, ilkokul, ortaöğretim ve özel eğitim kurumlarında öğretmen sayısının artırılmasına ve eğitime ayrılan bütçenin artırılmasına dikkat çekti. Ancak, sendikalar, bu adımların yeterli olmadığını ve Madrid özerk hükümetinin eğitim sistemine yeterince yatırım yapmadığını savundu. Bu durum, eğitim camiasında önemli bir bölünmeye neden oldu ve gelecekte daha fazla çatışmaya zemin hazırladı.