İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, uzun süren tutukluluk süresine rağmen meydan okuma tutumunu sürdürdü. 19 Mart operasyonlarının ardından ortaya çıkan tartışmaları ve iddiaları yansıtırken, iktidarın ‘kumdan kalelere’ karşı uyguladığı yıkım stratejisini vurguladı. İmamoğlu, savunmasında, 19 Mart 2025’te yaşanan darbe girişimi olarak tanımladığı olayların, ülkenin ekonomik ve siyasi dengelerini nasıl derinden etkilediğini çarpıcı bir dille ifade etti.

İmamoğlu, tutukluluğunun 577. gününde, gözaltıların fon vurgunundan sonra arttığını ve bunun amacının “asrın soygununu gündemden kaçırmak” olduğunu savundu. İktidarı, ülkeyi “operasyon cumhuriyetine” çevirerek, zulümlerle ve baskılarla kendi çıkarlarını örtmeye çalıştığını iddia etti. Millet iradesinin, iktidarın ‘kumdan kalelere’ karşı uyguladığı yıkım politikasına karşı en büyük tehdit olduğunu belirterek, “Kendisini dev aynasında görenler, çok güçlü hissedenler iyi bilir ki milletin iradesi sizin o kalelerinizi kumdan kaleye çevirir, kumdan kaleye. Püf diye yıkılırsınız. Ayakta kalacak şey, bu ülkenin milleti ve bu ülkenin devleti. Ama milletin devleti, milletin. Bir partinin ya da bir kişinin devletinden bahsetmiyoruz, 87 milyon yurttaşın devletinden bahsediyoruz. Ülkeyi operasyon cumhuriyetine çevirdiniz ve vurgunlarınızı örtmek için zulümlerinize devam ediyorsunuz ama sizi son kez uyarıyorum: Vazgeçin! Bu milletin önünde duramazsınız. Vazgeçin. Söyledim; milli irade vurgunu, zam vurgunu bitmiyor, durmuyor.” şeklinde güçlü bir mesaj verdi.

İmamoğlu, 18 Mart’ta diplomasının iptal edilmesinin ardından 19 Mart’ta yaşananları “Türkiye tarihine kara bir leke” olarak nitelendirerek, borsada yaşanan sert düşüşe dikkat çekti. 2008’den bu yana kaydedilen en büyük düşüşün, iki günde yüzde 16.3’e ulaştığını ve milletin 31.5 milyar dolarını bir haftada kaybettiğini vurguladı. Borsanın çöküşü sırasında yaşanan piyasa manipülasyonlarına da işaret ederek, “Tam piyasa çökerken ne oldu? Tam zıt bir isim. TERA’nın ağırlık verdiği hisselerden oluşan sepet tersine yükseldi, zirve yaptı. Haydaaa! Ne kadar zeki insanlar var değil mi? Gemi batarken götürmek gibi bir şey bu” ifadelerini kullandı. Ayrıca, TERA aracılığıyla gerçekleştirilen işlemleri ve bu durumun piyasa üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde analiz etti.

İmamoğlu, fon vurgunu iddialarına ilişkin, işlemlerin yapılmadığını ve İBB’ye yönelik operasyonların peş peşe gerçekleştiğini savundu. İktidarın, aynı 20 ay içinde asrın soygunu fon vurgununu SPK ihbarıyla fark ederken, aylardır kılı kıpırdamayan dönemin başsavcısı ve Adalet Bakanı’nın bu konuda neden harekete geçmediğini sorguladı. “Peki aynı 20 ay içinde asrın soygunu fon vurgununu SPK ihbarıyla fark eden ama aylardır kılı kıpırdamayan dönemin başsavcısı, Adalet Bakanı ne yaptı? Yüz binlerce vatandaşımıza aylardır borsada soygun süreci yaşatılırken, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ve bana ve buradaki insanlara ve buradaki insanların gibi yüzlerce dışarıdaki insanlara, onların ailelerine, çocuklarına, evlatlarına, eşlerine…” diyerek iktidarın adalete olan güvenini zedelediğini gösterdi. Ayrıca, hapiste bulunan iki cumhurbaşkanı adayı (Edirne ve Silivri'de) hakkında da barışın tesis edilmesi için rakiplerin hapseden anlayışın ortadan kalkması gerektiğini ifade etti. Son olarak, yayınlanmayan kitabının basımının durdurulması için terör ve örgütlü suçlar bürosunun arandığını ve matbaaya 16 polisin gittiğini, baskının durdurulduğunu ve kitabın bir hafta sonra yasaklandığını anlattı.