İstanbul’da yaşanan ve toplumun vicdanını derinden sızdıran bir olay, adalet sisteminin yetersizliğine dair tartışmaları yeniden alevlendirmiş durumda. Ayhan Şengüler’in, çocuk yaşta istismara başladığı ve ardından zorla evlendiği Fatma Nur Çelik’in 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler’i de hedef aldığı iddialarıyla sonuçlanan dava, adalet arayışının karanlık bir dönüm noktası olarak tarihe geçti. Mahkeme heyetinin delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı vermesi, mağdurun ve ailesinin çaresizliğini daha da derinleştirdi.

Olayın merkezinde yer alan Fatma Nur Çelik, yıllar boyunca yaşadığı travmayı ve istismar iddialarını dile getirmek için çabaladı. Ölümünden önce elde ettiği Ayhan Şengüler’e ait ses kayıtlarını sunarak tehditleri ve eski eşinin ‘bizim hakim, avukat kardeşlerimiz var’ gibi ifadelerini aktarmıştı. Bu ifadeler, adalet sistemine olan güveni sarsarak, adaletin taraflı olduğunu düşündüren bir tablo ortaya koymuştu. Çelik’in, kızının 3 yaşından itibaren maruz kaldığı iddia edilen cinsel istismara karşı açtığı dava, 13 Ocak 2026’da Çağlayan Adliyesi önünde başlatılan ‘adalet nöbeti’ ile duyulmuştu. Bu nöbet, adaletin gecikmesi ve mağdurun çaresizliği üzerine bir sığınma ve direniş çağrısı olmuştu.

Mahkemenin beraat kararı, kadın hakları savunucularının büyük tepkisini üzerine çekti. Eski Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ve çok sayıda kadın örgütü temsilcisi, Anadolu Adliyesi önünde toplanarak ‘İstismar görmezden gelindi, failler korundu. Ayhan Şengüler tutuklansın’ pankartları taşıdı. Bu gösteri, adaletin gözünü kör ettiğini ve mağdurun sesinin duyulmadığını bir kez daha ortaya koydu. Nazlıaka’nın, “Haksızlıklar arttıkça mücadele alanımız da genişliyor. Her engel, adalet arayışımızı daha da büyütüyor” şeklinde yaptığı açıklama, kadınların adalet için kararlılıklarını bir kez daha gösterdi.

Bu trajik olay, sadece Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in hayatını derinden etkilemekle kalmadı, aynı zamanda toplumsal bir uyarı niteliği de taşıyor. Adalet sisteminin, istismar vakalarını ciddiye almaması ve mağdurun haklarını koruyamaması, toplumun dikkatini yeniden bu konuya çekerek, gelecekte benzer olayların önüne geçilmesi için daha kapsamlı önlemler alınması gerektiğini gösteriyor. Bu davada verilen beraat kararı, adaletin nasıl bir şekilde çarpıtılabileceğinin ve insan hayatının ne kadar değerli olduğunun bir hatırlatıcısı olarak kalacaktır.