Yakın tarihli bir zirve, Orta Doğu’nun nabzının tutulduğu önemli bir platformda gerçekleşti. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenecek olan ‘Asya’da Etkileşim ve Güven Artırıcı Önlemler’ konferansına katılarak, stratejik bir konumda yer aldı. Bu topluluğa, İran, Katar, Türkiye, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerin yanı sıra, Çin ve Rusya’nın da etkili olduğu geniş bir katılımcı grubu dahil oldu. ABD ise gözlemci rolünü sürdürüyor.

Zirveye Türkiye’yi temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katılım gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu önemli toplantıya katılmadı. Bu durum, Türkiye’nin dış politikadaki farklı stratejilerini ve bölgesel oyuncularla olan karmaşık ilişkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. İsrail Cumhurbaşkanlığı Konutu’ndan yapılan bilgilere göre Herzog, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yanı sıra diğer liderlerle yoğun görüşmelerde bulundu, bu da iki ülke arasındaki yakın işbirliğinin ve stratejik ortaklığın işaretidir. Özellikle, Azerbaycan’ın petrol piyasalarındaki önemi ve İsrail’in bu kaynaklara olan bağımlılığı, ilişkileri daha da derinleştiren bir faktör olarak öne çıkıyor.

Ancak, bu yakın ilişkiler aynı zamanda gerilimlere de yol açıyor. Azerbaycan’da yürürlüğe giren ve fiilen okullarda başörtüsü kullanımını sınırlayan “okullarda tek kıyafet” yasası, Türkiye’de büyük tepkilere neden oldu. Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı Oktay Saral, bu kararın eğitim erişimi üzerindeki olumsuz etkilerini vurgulayarak Bakü’ye çağrıda bulundu. Bu durum, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki hassas ilişkilere yeni bir boyut getirdi.

Yasağa karşı çıkan Saral’ın açıklamaları, Azerbaycan’ın Yeni Azerbaycan Partisi tarafından sosyal medyada yoğun bir şekilde eleştirildi. Partinin yaptığı açıklamalar, Türk medya kuruluşlarının Azerbaycan hakkında ‘gerçeklere aykırı’ haberler yayınladığını ve bu durumun iki ülke arasındaki ilişkilerin zarar görebileceğini ileri sürdü. Bu olay, Türkiye’nin dış politika önceliklerini ve bölgesel oyuncularla olan iletişim stratejilerini yeniden sorgulatırken, Azerbaycan’ın da kendi iç dinamikleri ve uluslararası arenadaki konumu hakkında önemli ipuçları veriyor. Zirve sonrası gelişmeler, Orta Doğu’nun gelecekteki stratejik haritasını şekillendirmede kritik bir rol oynayabilir.