İstanbul’un kaderini değiştiren İBB Davası’nda, uzun süren tutukluluktan sonra Ekrem İmamoğlu ilk kez savunma yaptı. 98. duruşma günü, İmamoğlu’nun hem kendi savunmasını hem de adalete olan inancını yeniden tesis etme çabasını ortaya koydu. Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesindeki mahkeme salonunda devam eden davada İmamoğlu, eşi Dilek İmamoğlu’na duyduğu gururu dile getirerek, bu zorlu süreçte aile olarak yaşadığı sıkıntıları ve duygusal zorlukları anlattı.

Duruşmanın ilk saatlerinde İmamoğlu, hukukun korunması gerektiği düşüncesini vurgulayarak, savunma hakkının önemine dikkat çekti. “Bir tanesin sen. İyi ki varsın ve bu ailenin yanındasın” diyerek eşi Dilek İmamoğlu’na destek verdi. Ayrıca, bu süreçte yanında olan avukatlara ve hukukçulara teşekkür etti. İmamoğlu, hukukun üstünlüğüne olan inancını dile getirerek, adaletin yerini bulacağına olan inancını korudu. Bu zorlu süreçte, cezaevinde yaşadığı zorlukları ve baş başa kaldığı sıkıntıları dile getirerek, hukukun koruyucularının yaşadığı adaletsizliğe dikkat çekti.

Savunmasında, İmamoğlu, hukuk sistemindeki sorunlara ve yargı mensuplarının tutumlarına dair çarpıcı ifadeler kullandı. Türkiye’deki hukuk sisteminin geldiği noktada mücadelelerini hak ettiği şekilde verememenin ve kurallara uygun bir şekilde süreç ilerletememenin, soruşturmanın gizliliği denen yerde her tarafından delik deşik olmuş bir torbadan su akar gibi sağa sola saçılan bilgiler varken, hiçbir avukatın bırakın bilgiye ulaşmayı, adliyeye dahi giremediği günleri yaşamanın ızdırabını hissettiğini ifade etti. Hukukçuların baskı ve hukuksuzlukla karşı karşıya kaldığını belirterek, yargı mensuplarının vatandaşlara yönelik tehditkâr tutumlarına dikkat çekti. Bu süreçte, cezaevinde yaşadığı zorlukları ve ailesinin yaşadığı sıkıntıları anlattı.

İmamoğlu, savunmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir açıklamasını okuyarak, adaletin ve hukukun önemine vurgu yaptı. “Kim ki ya yargılaması bitmeden ya yargılaması sonuca ermeden birisi hakkında iftira atıyor. Kim ki birisi hakkında haysiyet cellatlığı yapıyor, kim ki bir insanın ailesini aşağılıyor, çocuğunu, gencini, evladını, annesini, babasını hırsız ilan ediyor; haysiyetsizdir, namussuzdur, şerefsizdir” diyerek adalete olan inancını ve hukukun korunması gerektiğini bir kez daha vurguladı. Bu zorlu süreçte, yanında olanlara ve hukukun koruyucularına duyduğu minneti dile getirdi ve adaletin yerini bulacağına olan inancını korudu.