Uluslararası arenanın gözü Türkiye'de toplandı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapacak olan ülkenin, iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolü kritik bir öneme sahipken, aynı zamanda yerel çevre aktivistlerinin durumu uluslararası insan hakları örgütlerinin dikkatini çekiyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), bu bağlamda Türkiye'deki mevcut durum hakkında önemli bir rapor yayınladı.

Rapor, ülkedeki çevresel hassasiyetin arttığı dönemde, madencilik ve tarım faaliyetleri gibi alanlarda yürütülen protestolara katılan yurttaşların maruz kaldığı keyfi gözaltılar, soruşturmalar ve idari yaptırımları detaylı bir şekilde ortaya koyuyor. HRW, Ağustos 2026’da çevre eylemlerine katılan 23 kişiyle kapsamlı bir görüşme yaparak, bu süreçteki ihlalleri tespit etti. Bu durum, COP31'in Türkiye'nin iklim politikaları üzerindeki etkisini tartışırken, insan hakları ihlallerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Raporda, özellikle Akbelen Ormanı ve Doğu Karadeniz bölgesindeki altın maden arama faaliyetleri gibi hassas alanlarda yaşanan olaylar mercek altına alındı. Şiddetsiz protestolara karşı polis ve jandarmadan yoğun bir müdahale yapıldığı, göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve biber gazı gibi araçların kullanıldığı ve bazı aktivistlerin gözaltına alındığı belirtiliyor. HRW, bu müdahalelerin, yalnızca çevre politikalarını etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda toplantı ve ifade özgürlüğü üzerinde de olumsuz bir etki yarattığını vurguluyor. Ayrıca, kimlik kontrollerinin de ‘gözdağı verme’ amacı taşıdığına dikkat çekiliyor.

Doğu Karadeniz’deki bir olayda, protestocuların yasal prosedürlere aykırı olarak uzun sürelerde alıkonulduğu, bu süreçte iki çocuk ve 84 yaşında bir kadının da yer aldığına yer veriliyor. Bu durum, aktivistlerin yalnızca eylemlere katıldıkları gerekçesiyle değil, çevresel zararı belgelemeye veya kendi arazilerini korumaya çalıştıkları için de soruşturma ve yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Rapor, çevre protestolarını takip eden gazetecilerin de kolluk güçleri tarafından hedef alındığını da ortaya koyuyor. HRW, Türkiye’nin COP31’de iklim değişikliği konusunda önemli bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtirken, aynı zamanda yurttaşların hak ve özgürlüklerinin korunması gerektiğini vurguluyor.