Antalya'nın canlı atmosferi, bu hafta sonu sadece kitaplarla değil, aynı zamanda toplumun derinlemesine sorguladığı meselelerle de doluydu. Kitap fuarının renkli yüzünün ardında, yurttaşların içler acı bir şekilde dile getirdiği endişeler ve şüpheler gizliydi. Bir zamanların değerlerine sıkı sıkıya bağlı kalmış, dirençli bir ruhun, günümüzün karmaşık dinamiklerinde nasıl bir yer edindiğini gözlemlemek, aynı zamanda geleceğe dair umutları da sorgulamak anlamına geliyordu.
Ancak bu yolculuğun en dokunaklı anlarından biri, Anadolu’nun eşsiz kalemlerinden Fakir Baykurt’un, Burdur Yeşilova Akçaköy’deki anma etkinliğindeydi. Onun mirası, sadece bir anma değil, aynı zamanda bir hatırlatma niteliğindeydi. Baykurt’un Cumhuriyet’teki çalışmaları, hayatı boyunca aldığı ödüller ve yaşadığı zorluklar, bugün de öğretmenliğin, Aydınlanmanın ve direnmenin ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyordu. Onun anıları önünde eğilirken, yurttaşlar arasında da bir güven eksikliği hissediliyordu. Bu eksiklik, özellikle siyasi arenada daha da belirginleşmiş, seçimin ve demokrasinin önemini yeniden gündeme getiriyordu.
Antalya'ya uzanan bu ince çizgi, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir’in yönettiği Bucak’tan sonra, bir dizi ziyaretle devam etti. İzin almak için belediye başkanının telefonunu aramak, bir nevi direnç ve hesap verebilirlik talebiydi. Ancak bu talebin, yurttaşların içindeki şüpheleri ve endişeleri de ortaya koyuyordu. Kitap fuarına katılarak, bilgiye ulaşma ve tartışma hakkının korunması gerektiği vurgulanıyordu. Fuar sırasında Büşra Özdemir’in kendilerine yaklaşması ve fuara uğrayacağını söylemesi, bir nebze de olsa bu şüpheleri gidermeye yardımcı olmuştu. Ancak bu durum, iktidarın meşruiyetini sorgulayan bir atmosferin de varlığını gösteriyordu.
Yurttaşların dile getirdiği sözler, acı bir gerçekliği yansıtıyordu: “Kime güveneceğimizi şaşırdık.” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın mantıksız gerekçeleri ve sürekli dönmesi, bu güvensizliğin en belirgin örneğiydi. Kaybede kaybede giden bir toplumun, nereye kadar? Seçimin anlamı ne oluyordu, sandıkta kazanamayanların salonda gasp etmesi ne anlama geliyordu? AKP’nin il başkanlıklarının il seçim kurulu gibi kullanılması, gözde yerlere alttan girip üstten çıkıp rozet takması, bu manipülasyonun acı bir örneğiydi. “Rozet ve kelepçe” diye bir kitap yazıldığında, bu dönemin özeti ne oluyordu? Bu durum, Atatürk’ün sözlerine bile konmaya çalışılıyordu. Toplumun bilgiden uzaklaşması, değerlerden sapması ve iktidarın manipülasyonlarına boyun eğmesi, Antalya’da yaşanan bu anların en karanlık yüzünü oluşturuyordu.”}p>