Yaşar Kadir Türkan, hayatını sıra dışı bir serüpena dönüştürmüş bir isim. 1985’te ODTÜ Petrol Mühendisliği hazırlık sınıfını tamamladıktan sonra, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kabul edildi. Ancak tıp hayali, kısa sürede bir yanarak, 23 yaşında mezun olurken, hayatının geri kalanında farklı alanlarda adından söz ettirecekti. Kara Harp Okulu’na sınavla girip 1991’de teğmen rütbesiyle mezun oldu, ardından kara havacı pilot olarak görev yaparken, bir yandan tıbbi mümessillik yaparak, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni de bitirerek avukatlık mesleğine adım attı.
Yıllar sonra, 60 yaşına geldiğinde, Hacettepe Üniversitesi Türkçe Tıp Programı’na tekrar başvuru yaparak, hayalini gerçeğe dönüştürmeye karar verdi. Bu sıra dışı hamlesinin en güzel destekçisi oğlu Emre Türkan oldu. Emre, babasının beyaz önlüğünü giydirme törenini sosyal medyada ‘Hababam Sınıfı’ jenerik müziği eşliğinde paylaştı ve bu paylaşım, 8 milyondan fazla izlenme rekoru kırmıştı. Emre’nin paylaşımlarındaki samimi ifadeleri, babasıyla aralarındaki rekabeti ve birbirlerine duydukları desteği gözler önüne seriyordu.
Emre Türkan, babasının hayat hikayesini anlatırken, “Babam 60 yaşında, benden 8 sene sonra Hacettepe Tıp’a başladı. Doktor önlüğü giyiyor, Harp Okulu mezuniyet yüzüğü takıyor, profil resminde ODTÜ kazağı var, biosunda avukat yazıyor. İlk olarak ODTÜ petrol mühendisliğini kazanıyor. İddiasına göre o zamanlar en revaçta olan bölümüymüş. Sarmıyor bırakıyor, tekrardan sınava giriyor. Hacettepe Tıp’ı kazanıyor. Maalesef orayı da bir noktadan sonra bırakıyor ve Kara Harp Okulu’nun sınavlarına girerek orayı kazanıyor. Neyse ki burayı bitirebiliyor ve teğmen olarak mezun oluyor. Kara havacı pilot olarak mesleğini biraz icra ettikten sonra burayı da bırakıyor ve yıllar sonra ilaç mümessilliği yapıyor. Aynı zamanda tekrar Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanıyor ve çalışırken fakülteyi bitiriyor ve nihai mesleği avukatlığa başlıyor” dedi.
Emre Türkan, babasının hayatındaki farklılıkları ve kendi hayatındaki telaşlı yapısıyla arasındaki dengeyi şöyle özetledi: “Benim hayat taktiğim babamın tam tersi gelişiyor. Okula erken başlıyorum. 17 yaşında Hacettepe İngilizce Tıp’a giriyorum. 23 yaşında mezun oluyorum. İlk TUS’umda derece yapıp asistanlığa başlıyorum. Durum böyle olunca da aramızda hep tatlı bir rekabet oldu. En önemlisi benim hayatta hep bir telaşım vardı, babamın ise hiç acelesi yoktu. Bu kadar acelesi olmayan bir adamın da 60 yaşında böyle bir şey yapması onun hayatına bence çok yakıştı.”