Türkiye bankacılık sektörü, uluslararası iklim hedeflerine ulaşma yolundaki küresel çabaya aktif olarak katılarak, özellikle yenilenebilir enerji projelerine ayrılan finansman miktarını önemli ölçüde artırmış durumda. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un da katılımıyla düzenlenen ve TBB Başkanı Alpaslan Çakar’ın ev sahipliği yaptığı toplantıda, bankaların enerji sektörüne sağladığı kredilerin 1 trilyon lirayı aştığı ve proje finansmanında yenilenebilir enerjinin payının yüzde 53’e ulaştığı açıklandı. Bu durum, Türkiye’nin yeşil dönüşüm hedeflerine ulaşma konusundaki kararlılığını gözler önüne seriyor.
Toplantıda konuşulanlar, bankaların sadece finansman sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda uluslararası finansman imkanlarını ülkeye kazandırma ve yeni finansman modelleri geliştirme konusunda da stratejik bir rol üstlenmeye yönelikti. 1,5 derece hedefi için gerekli olan yıllık yaklaşık 7,8 trilyon dolarlık iklim yatırımı göz önüne alındığında, Türk bankalarının sermayeyi nitelikli ve sürdürülebilir yatırımlara yönlendirme konusundaki önceliği, küresel finans piyasalarındaki gelişmelerin bankacılık sektörüne etkilerini azaltma potansiyeli taşıyor. Bankalar, COP31’in yeni finansman modelleri ve işbirlikleri için kritik bir fırsat olduğuna inanıyor.
Fon piyasasındaki belirsizliklere rağmen, TBB Başkanı Alpaslan Çakar, yaşanan sıkıntıların bankacılık sektörüne negatif yansımayacağını vurgulayarak, “Oradan çıkan para bankacılık sektörüne gidiyor” ifadesini kullandı. Ayrıca, fon krizinin kısa süre içinde çözülebileceğine ve sistem içinde kalan kaynakların likidite sorununu gidereceğine işaret etti. TCMB’nin KOBİ kredilerinde büyüme sınırını yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltmesi ve zorunlu karşılık oranlarını düşürmesi gibi hamleler, sektördeki likidite sorununu çözme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Çakar, TCMB’nin KOBİ’lere yönelik bu desteği, fon piyasasındaki belirsizliklerle ilgisiz olduğunu ve KOBİ’lerde enflasyonun altında bir büyüme oranının, likidite ihtiyacını karşılayacağını vurgulayarak, bu kararın beklendiğini ve daha önce de uygulanabileceğini belirtti. Türk lirası zorunlu karşılık oranlarındaki değişiklikler ise, TCMB’nin makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini destekleme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu oranlardaki düşüşler, bankaların daha fazla kredi vermesini teşvik etmeyi amaçlıyor.