Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Alpaslan Çakar, ülkenin enerji dönüşümüne yönelik finansal destek çabalarının boyutunu gözler önüne seren çarpıcı bir veriyle konuştu: Bankacılık sektörünün enerji sektörüne sağladığı toplam kredi tutarı, 1 trilyon Türk Lirası sınırını aşmış durumda. Bu devasa finans akışı, Türkiye'nin enerji altyapısını güçlendirme ve sürdürülebilir bir geleceğe geçişte kritik bir rol oynamaktadır.

Toplantıda, ‘Dönüşümün Finansmanı: COP31 Yolunda Türkiye’ başlığı altında gerçekleştirilen bu etkinlikle, iklim değişikliğiyle mücadele ve enerji verimliliği hedeflerine ulaşma konusunda bankacılık sektörünün stratejik önemi vurgulandı. Özellikle proje finansmanı kapsamındaki 695 milyar TL’lik kredi portföyünün, yenilenebilir enerji projelerine 347 milyar TL’lik bir yatırımın yönlendirilmesi, sektörün dönüşüm yönündeki kararlılığını ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, sadece enerji güvenliğini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda ekonomik büyüme ve istihdam yaratma potansiyeli taşımaktadır.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından yapılan Türkiye incelemesi, şebeke altyapısına, sistem esnekliğine ve enerji verimliliğine yapılacak yatırımların, küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların etkilerini azaltabileceğini ortaya koymuştur. Bu tespit, COP31’deki ‘35’e 35’ hedefine ulaşma yolunda önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilmektedir. IEA’nın 2026 yılına yönelik küresel enerji yatırımları tahminleri (3,4 trilyon dolar ve bunun yaklaşık 2,2 trilyon doları temiz enerji alanlarına ayrılması) ise, Türkiye’nin bu dönüşüm sürecindeki rolünün önemini daha da belirginleştirmektedir.

Çakar, bankacılık sektörünün, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, sanayi, ulaşım ve tarım gibi farklı sektörleri destekleyen finansman araçlarıyla Türkiye’nin enerji dönüşümünü finanse etme konusunda kritik bir rol oynadığını vurguladı. Enerji sektörüne sağlanan her 100 TL’lik proje finansmanının 53 TL’sinin yenilenebilir enerjiye yönlendirilmesi, sektörün sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma konusundaki kararlılığını göstermektedir. Ancak, iklim değişikliğinin ekonomik büyüme ve finansal istikrar üzerindeki sistemik etkileri göz önüne alındığında, 2025-2030 döneminde yıllık 7,8 trilyon dolarlık bir iklim yatırımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu büyük finansman ihtiyacının karşılanması, uluslararası finansman imkanlarının Türkiye’ye kazandırılması ve yeni finansman modellerinin geliştirilmesi ile mümkün olacaktır.”}p>p>p>p>