Türkiye eğitim dünyasını sarsan bir olay, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin gece yarısı yayınlanan bir Cumhurbaşkanı emriyle kapatılmasıyla sonuçlandı. 24 bin öğrenci ve 70 bin mezunu üzerinde derin etki yaratan bu karar, öğrencilerin, mezunların ve akademisyenlerin büyük tepkilerini beraberinde getirdi. Üniversitenin 8 fakülte, 3 enstitü ve 3 MYO’da 150 program sunması, kapatma kararının akıl dışı ve hukuka aykırı olduğunu gösteriyor.
Kapatma gerekçesi olarak sunulan ‘YÖK Kanunu’nun 11. maddesi, üniversitelerin kapatılmasına dair herhangi bir hükme sahip değil. Bu madde, üniversitelerin kuruluş ve işleyişinden Üniversitelerarası Kurul’un (ÜAK) sorumluluğunu ele alıyor. YÖK, üniversitelerin yasal varlığını sürdürmesi için gerekli tedbirleri almalı, ancak bu yasal süreçte üniversitelerin kapatılması bir çelişki oluşturuyor. Anayasanın 131. maddesi, üniversitelerin eğitim faaliyetlerini yönlendirme sorumluluğunu YÖK’e veriyor. 2017’deki rektör atama sistemi değişikliği, bu sorumluluğu doğrudan Cumhurbaşkanlığına kaydırarak anayasaya aykırılık yaratıyor.
YÖK Başkanı Erol Özvar’ın yaptığı açıklamalar, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Üniversitenin faaliyet izninin alınmasıyla ilgili sürecin, 2547 sayılı kanunun 11. maddesi uyarınca gerçekleştirildiği belirtiliyor. Ancak bu, üniversitenin kapatılmasının temel nedenini ortadan kaldırmıyor. YÖK, öğrencilerin mağduriyet yaşamaması için gerekli tedbirleri alacağını duyursa da, öğrencilerin yaşadığı şaşkınlık ve belirsizlik devam ediyor. Vakıf üniversitelerinin, bir devlet üniversitesi tarafından garanti edilmesi prensibi, bu durumda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) ile bir kez daha kendini göstermiş durumda.
MSGSÜ’nün konservatuvar ve güzel sanatlar fakülteleri, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin hukuk, mimarlık ve mühendislik gibi bölümlerini karşılamakta yetersiz kalıyor. Bu durum, öğrencilerin yatay geçiş haklarını sorgulanır hale getiriyor. YKS yerleştirme puanı ve notları ile geçiş yapabilen öğrenciler için ise yeni bir sınav ve değerlendirme süreci başlıyor. Öğrencilerin, 5 senedir ücretlerini ödedikleri psikoloji bölümünden 2 hafta sonra mezun olacağı gerçeği, YÖK’ün açıklamalarından sonra daha da büyük bir şok yaratmış durumda. YÖK’e yönelik öğrenciler tarafından yöneltilen suçlamalar, üniversitenin kapatılmasının anayasaya aykırı, hukuka dayanmayan ve gençlerin hayatlarını belirsizliğe sürükleyen bir karar olduğunu gösteriyor. Öğrenciler, MSGSÜ’nün Beşiktaş kampüsüne taşınmasının, durumun çözümüne katkı sağlamayacağını vurguluyor.”}p>