New York'taki Türkevi önünde düzenlenen basın toplantısında konuşan ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkileri çarpıcı bir şekilde değerlendirdi. İki liderin BM Genel Kurulu kapsamında New York'ta gerçekleştirdiği kısa ama etkili görüşmeleri, ‘uyum’ olarak tanımlarken, farklı dünya görüşlerine rağmen ortak bir zeminde buluştuklarını vurguladı. Barrack, bu uyumun, iki ülke arasındaki işleyişi kolaylaştırdığını ve gelecekteki işbirliğinin temellerini oluşturduğunu ifade etti.
Barrack, özellikle liderlerin birbirlerine duyduğu saygı ve anlayış üzerine dikkat çekti. İki liderin farklı kültürel kökenlerine rağmen benzer değerlere sahip olduklarını belirterek, bu durumun ilişkilerde kritik bir rol oynadığını savundu. İletişimlerinin her zaman etkili ve açık olduğunu belirten diplomat, bu uyumun, Türkiye ve ABD arasındaki işbirliğinin uzun vadeli güvencesi olduğunu vurguladı. Bu durum, diplomatik arenada beklenmedik bir ittifakın habercisi gibiydi.
Tartışmaların yoğunlaştığı noktalardan biri, Türkiye ile ABD arasındaki savunma işbirliğinin önemiydi. Barrack, Türkiye'nin NATO'nun ikinci büyük müttefiki olduğunu ve bölgesel istikrar için hayati bir rol oynadığını belirterek, Türkiye'ye olan güvenin sürdüğünü ifade etti. S-400 ve F-35 gibi hassas konularda Kongre'nin çalışmalarını sürdürdüğünü ancak ABD'nin uyguladığı yaptırımlar ve yasa düzenlemelerinin sürecin akışını yavaşlattığını ekledi. Bu durum, stratejik dengeyi koruma çabasının karmaşıklığını gözler önüne seriyordu.
Son olarak, Barrack, İran ile ABD arasındaki barış görüşmeleri konusuna da değinerek, diyalog ve iletişime yönelik atılan her adımı desteklediğini belirtti. Türkiye'nin bu süreçteki etkili rolünü vurgulayarak, savaşın sona ermesi ve bölgede barışın sağlanması için iyimser bir yaklaşım sergiledi. ‘Başka seçeneğimiz yok’ diyerek, bölgenin ve Amerika’nın da barışa katkıda bulunmaya hazır olduğunu ifade etti. Bu görüşme, karmaşık uluslararası ilişkilerde beklenmedik bir umut ışığı gibiydi.’