İstanbul'un gözünde büyüyen bir legal drama, mahkeme kürsülerini sarsan olaylarla şekilleniyor. 'Çocuklar Duymasın'ın efsanevi oyuncusu Serkan Balbal, yıllar sonra İBB soruşturması kapsamında verdiği ifadelerle adeta bir dönemi yeniden gün yüzüne çıkardı. 19 Mart 2025'te gözaltına alınan ve üç ay cezaevinde geçirmiş olan Balbal, şimdi mahkemede, İmamoğlu'nun da dahil olduğu iddialara karşı sürpriz bir savunma sergiliyor.
Mahkemedeki duruşmanın 87'inci gününde, Balbal’ın savunması, salonda büyük bir merakla takip ediliyordu. Savunmasında, tutuklu bulunduğu süre boyunca elde ettiği ‘etkin pişmanlık’ ifadesinin önemine vurgu yaparak, tahliyesinin bu ifadedeki samimiyetin bir sonucu olduğunu belirtti. Ancak, beklenmedik bir şekilde, Balbal, Murat Kapki ile olan yakın dostluğunu açıkça ifade ederek, İBB ile herhangi bir iş ilişkisinin olmadığını savundu. Bu açıklama, soruşturmanın karmaşıklığını daha da artırdı.
Savunmasının en dikkat çekici noktası ise, etkin pişmanlık ifadesinde kullandığı iddialarla ilgili verdiği yanıtlar oldu. Özellikle, Murat Kapki’nin büyük paralar kazandığına dair ifadesiyle ilgili olarak, Balbal, tanışıklıklarının 2009’daki bir olayla başladığını ve Kapki’nin Acarkent’teki villasını anlattığını belirtti. Ayrıca, savcılığın kendisine gösterdiği kamera kaydını yorumlarken, Kapki’nin yurt dışına kaçmayacağını, çünkü ailesini ve çocuklarını yanına almayacağını savundu. Bu iddialar, soruşturmanın odağını yeniden Kapki’ye kaydırmış durumda.
Olayın kökeni, Haziran 2025’te Balbal’ın verdiği ifadelerle başladı. Balbal, Haziran 2025'te verdiği ifadede, Haziran 2023 başlarında Murat Kapki ile araçta seyir halindeyken Tuncay Yılmaz'ın Kapki'yi aradığını ve İmamoğlu İnşaat'tan kendilerine 2 villa yazıldığını duyurduğunu belirtti. Kapki’nin bu villalardan birini kendisinin almasını teklif ettiğini, ancak reddettiğini ifade etti. Ardından, Kapki’nin villaları üzerine alması ve daha sonra Zeynep Tezcan’a devretmesi sürecini öne sürerek, Kapki’nin İBB ile yaptığı işlerden kaynaklanan zenginleşmesini iddia etti. Bu iddialar, soruşturmanın merkezine yerleşmiş ve İmamoğlu’nun da dahil olduğu bir şebekenin potansiyel rolünü gündeme getiriyor.