İlaç sektörü, değer zincirinin her aşamasında yenilik arayışının önemini yeniden gözden geçirmeli. Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, inovasyonun sadece bir hedef değil, aynı zamanda sürekli sorgulama ve eleştirel bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. ATO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen “İlaç Sektöründe Rekabet Çalıştayı”, bu alandaki paydaşları, kamu, özel sektör ve akademisyenleri bir araya getirerek, sektörün rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejiler üzerine yoğunlaştı. Patentlerin korunması, pazara girişteki kısıtlamalar, dağıtım stratejileri, geri ödeme sistemleri ve kamu alımları gibi kritik konular, çalıştayda detaylı bir şekilde tartışıldı.
Başlangıç konuşmasında, Küle, inovasyonun sadece pazarlama stratejileri veya nadir hastalıkların tedavisi gibi sınırlı alanlarla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda temel araştırma çalışmalarına da yayıldığını ifade etti. Şirketlerin yapılarındaki ve organizasyonlarındaki değişimlerin, değer zincirindeki parçalanmaların rekabete etkilerini dikkatle analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle devralmalar ve dolaylı kontrol yapıları gibi karmaşık durumların, inovasyon risklerini yönetmek için özel stratejiler gerektirdiğini belirterek, bu tür işlemlerde dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi. Reform çabalarına devam ettiklerini ve sektör incelemesi çalışmalarını sürdürdüklerini, ancak bu sürecin uzun ve karmaşık olduğunu ve her sektörde benzer zorlukların yaşanabileceğini ifade etti.
Küresel ekonomik dengesizlikler ve bu eşitsizliklerin çözümü için yapılan reformlar hakkında da değerlendirmelerde bulunan Küle, geçmişteki varsayımların artık geçerli olmadığını ve sektöre bakış açısının değişmesi gerektiğini savundu. “İktisadi düzen artık geri döndürülemez şekilde küresel” diyerek, bu durumun çok boyutlu ve katmanlı eşitsizliklere yol açtığını, bu nedenle eski ön kabullerle istikamet çizilemeyeceğini vurguladı. Bu bağlamda, “realiteye daha yakın bakmalı, anlamalı ve en önemlisi daha ‘ferah zihinler’ için cesarete sahip olmalıyız. Ve elbette fedakâr olmalıyız” şeklinde, riskleri göze alarak yenilikçi çözümler üretmeye çağırdı. Çalıştayda, hukukun mevcut düzenin savunması ile gerçeklik arasındaki uyuşmazlığa da dikkat çekilerek, insan zekâsının ve eylem kapasitesinin ekonomik ve hukuki yapıları şekillendirdiğinin altı çizildi.