Sayın Genel Sekreter ve değerli delegeler, bugün burada, insanlığın karşı karşıya olduğu acı ve çaresizliklerin ağırlığını hissetmek üzere toplanıyoruz. Birleşmiş Milletler, kuruluş felsefesinin merkezinde yer alan barış, güvenlik ve adalet ilkelerini, günümüzün karmaşık gerçekleriyle bağdaştırıp, etkin bir şekilde hayata geçirme konusunda ciddi zorluklar yaşamaktadır. 81 yıllık geçmişiyle, insanlığın ortak vicdanına sığınması gereken bir platform olarak, görevini icra edememektedir.
Son yıllarda, dünya sahnesinde yaşanan çatışmalar, savaşlar ve insani krizler, acı verici bir şekilde gözlerimizin önünde gerçekleşmektedir. 60’ın üzerinde çatışmanın yaşandığı, 250 binden fazla insanın hayatını kaybettiği bir dönemde, Gazze’de, Ukrayna’da, Rusya’da, İran’da ve Lübnan’da yaşanan trajediler, insanlığın ortak sorumluluğunu ve aciliyetini daha da belirgin hale getirmektedir. Bu krizlerin kökeninde, soykırımcı zihniyetlerin ve adaletsizliğin yerleşmiş olduğu durumlar bulunmaktadır. Çocukların, masum insanların hayatlarının hedeflere dönüştürülerek, yaşamlarının çalınması kabul edilemez bir durumdur.
Gazze’deki durum, özellikle bizleri derinden sarsmalıdır. 74 bin insanın İsrail’in devlet terörünün kurbanı olması, yıkıntıların altında sevdiklerini arayan, ellerini ve ayaklarını kaybetmiş çocukların hayata tutunmaya çalışması, dünyanın en insanlık dışı ve utanç verici temerküz kampı olarak kabul görmesi kabul edilemezdir. Hastanelerde yakıt sıkıntısı nedeniyle jenarötelerin yüzde 70’inden fazlasının hizmet verememesi, özellikle çocuklar ve kadınlar üzerinde derin bir insanlık trajedisidir. Bu durum, uluslararası toplumun acil ve etkili adımlar atmasını gerektirmektedir. Filistin halkının özgürlüğüne ve güvenliğine kavuşması, insanlığın ortak sorumluluğundadır.
Bu vesileyle, tüm ülkeleri, Filistin devletini tanımaya ve bu halkın haklarını korumaya çağırıyorum. Uluslararası sistemin yeniden yapılandırılması, 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olmaması, çatışma bölgelerinden ve kriz bölgelerinden uzakta konfor içinde yaşamanın mümkün olabilmesi için gereklidir. BM’ye olan güven, Gazze’deki çocukların savaş uçakları yerine uçurtma görebildiği, Lübnan’da bombalar yerine gelecek nesillerin güvenle yaşayabildiği, Afrikalı kardeşlerimizin geleceğine güvenle bakabildiği bir sistemin inşasıyla sağlanabilir. Bizler, insanlık, merhamet ve şefkat duygularımızın rehayıyız ve bu kutsal değerlere uygun olarak, tüm insanlığın refahına katkıda bulunmayı hedefliyoruz.