Türkiye’nin saygın nöroloji uzmanı Prof. Dr. Murat Gültekin, Dünya Alzheimer Günü’nde nörolojik hastalıklar üzerine yaptığı değerlendirmelerde, Alzheimer ve Parkinson gibi sendromların görülme sıklığındaki artışın, yaşam süresinin uzamasıyla birlikte çevresel etkileşimlerin de önemli bir rol oynadığını belirtti. Özellikle erken yaşlarda kuyu suyu tüketiminin Parkinson hastalığına eğilimi artırabileceğine dikkat çekildi. Bu durum, yaşam tarzı alışkanlıklarının ve çevresel koşulların beyin sağlığı üzerindeki etkilerinin ne kadar derin olduğunu gözler önüne seriyor.

Prof. Dr. Gültekin, migren ve Parkinson gibi hastalıkların karmaşık bir tablo çizdiğini ve tek bir nedene bağlanmanın mümkün olmadığını vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, engelliliğe neden olan en sık nörolojik hastalıklar arasında baş ağrısı ve migren ilk üç sıraya yerleşiyor. Türkiye’de yaklaşık 16 milyon insanın migren sorunu yaşadığına dikkat çekilirken, bu durumun bireysel ve toplumsal sağlık stratejilerinin şekillenmesinde önemli bir belirleyici olduğu belirtildi. Nörodejeneratif süreçlerin beyindeki nöronlardaki azalmaya ve ölümüyle ilgili faktörler detaylı bir şekilde incelenerek, risk faktörlerinin belirlenmesi ve önleyici tedbirlerin alınması gerektiği vurgulandı.

Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların temelinde yatan birçok faktör, bireyin genetik yatkınlığı, yaşam tarzı alışkanlıkları, çevresel etkileşimler ve sosyal ilişkileri gibi unsurların bir araya gelmesiyle ortaya çıkabiliyor. Yüksek tansiyon, diyabet, hiperkolesterolemi ve obezite gibi kalp sağlığını tehdit eden risk faktörlerinin Alzheimer hastalığı için de geçerli olduğunu, görme ve işitme kaybının da bu hastalıkla ilişkili olabileceğini belirten uzman, erken yaşlarda kuyu suyu tüketiminin Parkinson hastalığına katkıda bulunabileceğine dikkat çekti. Kilo alma, obezite, uyku bozuklukları, horlama ve uyku apnesi gibi durumların da nörolojik hastalıklar için risk faktörleri arasında yer aldığını vurguladı.

Son olarak Prof. Dr. Gültekin, nörolojik sağlık için bütüncül bir yaklaşımın önemine işaret etti. “Nörolojik hastalıkların temelinde, kalıtımsal özelliklerimiz, yaşadığımız ortam, eğitim seviyemiz, beslenme alışkanlıklarımız, sosyal etkileşimlerimiz ve ruh sağlığımız gibi pek çok faktörün bir arada etkili olduğunu unutmamalıyız” dedi. Bu yaklaşım doğrultusunda, bireylerin sağlıklı yaşam tarzını benimsemesi, düzenli egzersiz yapması, dengeli beslenmesi, yeterli uyku alması ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmesi, nörolojik hastalıkların riskini azaltmada önemli bir rol oynayabilir.